İlayda ALP - Yazar | Koin Bülteni https://koinbulteni.com Güncel Bitcoin, Kripto Para Haberleri ve Analizleri Thu, 02 Jul 2020 16:59:56 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=5.8.13 https://koinbulteni.com/wp-content/uploads/cropped-faviconpng-32x32.png İlayda ALP - Yazar | Koin Bülteni https://koinbulteni.com 32 32 Kripto Para Fiyatlarının İç Yüzüne Dair Her Şey https://koinbulteni.com/kripto-para-fiyatlarinin-ic-yuzune-dair-her-sey-47937.html https://koinbulteni.com/kripto-para-fiyatlarinin-ic-yuzune-dair-her-sey-47937.html#comments Sun, 15 Dec 2019 20:00:30 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47937 Dalgalı seyriyle tanınan kripto para, para biriminin felsefesine dair bakış açımızı değiştirdi. Değer ve fiyat denen kavramların kökeni başkalaşarak ekonominin içerisinde yeni bir segment açılmasına sebep oldu. Kripto paraların fiyatlarının…

Kripto Para Fiyatlarının İç Yüzüne Dair Her Şey isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Dalgalı seyriyle tanınan kripto para, para biriminin felsefesine dair bakış açımızı değiştirdi. Değer ve fiyat denen kavramların kökeni başkalaşarak ekonominin içerisinde yeni bir segment açılmasına sebep oldu. Kripto paraların fiyatlarının işleyişi, bildiğimiz paradan farkları ve gelecekte izleyeceği rotaya dair bilgileri bu makalede topladık. 

İtibari (Fiat) Paraya Karşı Kripto Para

Kripto paralar ile alışageldiğimiz itibari paraların benzerlikleri, farklarına oranla çok daha azdır. Her iki para tipi de değerini bir emtiadan (örn. altın) almazlar, fiyatları buna göre belirlenmez. Her iki para birimi mal ve hizmetler karşılığında takas edilebilir veya yatırım aracı olarak saklanabilir. Benzerlikleri nihayetinde bu kadarla sınırlıdır denilebilir. 

Kripto paranın itibari paradan farklı olduğu yönler, onu bu kadar sansasyonel ve önemli kılmıştır. İtibari paralar, ait oldukları devletler tarafından desteklenirler ve bu devletlerle kabul gören yasal ödeme aracıdırlar. Devlet, bu paranın değerli olduğunu ilan ettiği için para, kendi değerini kazanır. İki kişi kendi aralarında alışverişte bulunacakları zaman, devletin bu ilanına güvenirler. Dünyadaki devletlerin ve yerel yönetimlerin çoğunluğu itibari para sistemini kullanmaktadırlar. Merkez bankaları, devletin içerisinde dolaşan paradan sorumludur. Para rezervlerini ve para arzını kontrol eden merkez bankaları, dolaylı yoldan enflasyonun da kontrolünden sorumludur. 

Kripto paralar ise tüm bu bahsettiklerimizin tam tersidir. Hiçbir devlet, yönetim, işletme veya kişi tarafından kontrol edilmezler. Üretim ve tüketimleri yalnızca kullanıcının isteğine amadedir ve yalnızca dijital yollardan yapılır. Kripto paraların arzı sınırlıdır, yani yalnızca sınırlı sayıda kripto para vardır. Bu da kripto paranın enflasyon sebebiyle devalüasyona uğramasını imkansız hale getirmektedir. 

Kripto Para Dalgası ve Dalgalanması

Kripto paralar, fiyatlarındaki dalgalı seyirle isimlerini duyurmuşlardır. Bunun temel sebebi, kripto piyasasının hala olgunlaşmamış olmasıdır. Dünyada hala sektörle içli dışlı olmak bir yana, ‘kripto para’ kavramından haberdar olmayan insanlar çoktur. 

Olgunlaşmamış piyasaların dalgalı olmasına sebebiyet veren birçok faktör vardır.
Bunlardan ilki, sınırlı likiditedir. Daha oturmuş, gelenekselleşmiş piyasalarla (örn. forex) karşılaştırıldığında yeni piyasaların likiditesi çok daha düşüktür. Dünyadaki tüm paraların değerinin toplamda 90 trilyon dolar iken kripto para piyasasının toplam kapasitesi 250 milyar dolardır. Kripto para piyasasının, tüm dünyanın toplam para rezervinden %3600 daha ufak olduğu düşünülürse, bu yeni piyasanın büyük resimdeki yeri daha iyi anlaşılabilir. Günlük kripto para ticaret hacmi 14 milyar dolar iken günlük forex ticaret hacmi 5 trilyon dolara yakındır. Forex piyasasında alış ve satış rakamları arasındaki fark yalnızca birkaç peni iken kripto para piyasasında bu fark birkaç doları bulabilir. Verilen bilgiler kripto para piyasasının ne denli ufak olduğunu kanıtlamaktadır. Özünde, piyasanın büyümek için verdiği çaba ve diğer piyasalarla yaşadığı çekişme onu bu denli dalgalı hale getirmektedir. 

Kripto para piyasasına her gün yeni oyuncular, yeni ilgililer girmektedir. 2018 yılının başında kripto para borsalarının çoğu, günde 100.000 kullanıcıyı bünyelerine dahil ettiklerini açıklamışlardı. Piyasaya yeni giren, işin acemisi olan kimseler fiyat artışlarına ve düşüşlerine karşı çok daha reaktif olacaklardır. Artışlarda heyecanlanarak düşüşlerde panikle hareket edecek olan bu kişiler de piyasayı dengesiz hale getirmektedir. Yani, yine kripto para piyasasının olgunluğuna ulaşmamış bir piyasa olmasından kaynaklanmaktadır. 

Son olarak, olgunlaşmamış piyasalar ne yazık ki fiyat manipülasyonlarına maruz kalabilirler. Merkezi borsalar kripto para işlemlerinin büyük çoğunluğunu gerçekleştirirler. Bu nedenle kripto para fiyatlarını manipüle ederek kendi menfaatleri için kâr elde etmeleri oldukça kolaydır. Sadece fiyatları yayınlayan tabelalarda oynama yaparak kullanıcıları alışa veya satışa teşvik edebilirler. Az önce bahsettiğimiz piyasaya yeni giren kimselerin reaktif davranışları da göz önünde bulundurulursa, manipülasyonun etkileri katlanarak artabilir. Üstelik, regülasyonlara tabi bir piyasa olmadığı için, fiyat manipülasyonu yapıldığını kanıtlamak ve hukuken hak aramak herhangi bir sonuç doğurmaz. 

Ayrıca, merkezi bankalar bünyelerinde yüksek miktarda kripto para bulundururlar. Sineklerin ışığa çekilmesi gibi hackerlar da bu sebeple borsalara çekilirler ve saldırılar sonucunda koinlerin kaybedilmesi de fiyatlarda oynama yaşanmasına sebep olabilir. 

Kripto Para Fiyatlarını Belirleyen Faktörler

Basit gibi gelse de arz ve talep, kripto para fiyatlarındaki en belirleyici faktördür. Bu aslında ekonomi biliminin bir prensibidir. Eğer bir kripto paranın sunduğu token arzı yüksek ama yatırımcılardan gördüğü talep düşükse, satılabilmesi adına fiyatı düşecektir. Tersine, eğer bir kripto paranın token arzı düşük ama yatırımcılardan gördüğü talep yüksekse, az bulunur hale geleceği için fiyatı yükselecektir. Bu nadir bulunurluk durumu, yıllar önceden bu yana Bitcoin’in fiyatının yükselmesinin ardındaki sebeptir. Talep yıllar içinde artmasına rağmen Bitcoin’in arzı 21 milyonu geçmeyecek şekilde tasarlanmıştır. Bu nedenle fiyatı da yıllar içerisinde artmıştır. 

Medyanın ve kamuoyu fikrinin de fiyatlar üzerinde belli bir etkisi vardır. Bir token veya bir platform, halktan olumsuz bir tepkiyle karşılaşırsa, fiyatı muhakkak düşecektir. Tam tersine, eğer bir token veya platform yapıcı bir medya stratejisi izleyerek kendi hakkında olumlu algı oluşturursa, fiyatı muhakkak yükselecektir. Aslında bu, piyasaya yeni giren kimselerin piyasayı en çok etkileyenler olması ile aynı durumdur. Duygusal değişim ve çabuk galeyana gelmek, fiyatları da bu duygusal atlı karıncadan geçirtir. 

Kripto paranın fiyatını belirleyen bir başka faktör ise tokenin kullanışlı olup olmadığıdır. Bu noktada, tokenin altyapısında kullandığı blockchain de önemlidir. Eğer bir tokenin madenciliğini yapmak zorsa, bu tokenin arzının üretimi yavaşlayacaktır. Tokene dair talebin arttığı bir dönemde bu yavaşlama, değer artışına sebep olacaktır. 

Kripto Para Fiyatlarındaki Değişimler

Kripto paraların anası sayılan Bitcoin’in geçtiğimiz yıl olan 2018’deki değişimini izlemek ve yorumlamak, genel anlamda kripto para sektörünün gidişatına dair doğru ve kullanışlı bilgiler verecektir. 

2017 yılına 1000 doların altında başlayan Bitcoin, Çin’in, kripto para borsalarına soruşturmalar başlatacağını duyurmasıyla birlikte daha da düşüş yaşadı. O dönemde Bitcoin ticaretinin büyük çoğunluğu Çin’de yapılıyordu, bu nedenle Bitcoin fiyatı 775 dolara dek düştü. Ticaret hacmi ise 15 milyar dolar civarında seyrediyordu. 

Mart ayına dek 1000 doların hemen üzerine yeniden tırmanmayı başaran Bitcoin ne yazık ki Amerika Birleşik Devletleri Menkul Kıymetler ve Borsalar Komisyonu’nun bir Bitcoin ETF işlemini engellemesiyle yeniden 1000 doların altına düştü. Piyasanın ticaret hacmi iki günde toplam 5 milyar dolar kaybetti. 

Ardından Nisan ayında Japonya’nın Bitcoin’in yasal olduğunu duyurmasıyla birlikte fiyatlar yeniden 1000 doların üzerine fırladı. Toplam ticaret hacmi o dönemde yaklaşık 26 milyar dolar civarındaydı. 

Nisan ayından Temmuz Bitcoin fiyatları azimle 3000 doların üzerine çıktı. Toplam ticaret hacmi 100 milyar dolardan bile daha fazlaydı. Fakat Temmuz ortasında Bitcoin/Bitcoin Cash forku uygulamaya kondu. Kullanıcılar arasında tartışmalara sebep olan bu durum, fiyatların birkaç gün içerisinde 2000 doların altına çakılmasına sebep oldu. Bu çakılmanın etkileri uzun sürmedi. Ağustos ayının sonlarına gelindiğinde Bitcoin neredeyse 5000 dolara ulaşmış, ticaret hacmi de 170 milyar doları bulmuştu. 

Fakat Eylül ayında Çin, ICO’ları yasakladı. Bu hamlenin piyasa üzerindeki etkisi beklenenden daha az oldu. Bitcoin Eylül ortasına dek 3300 dolara dek düşse de ayın sonlarına ulaşıldığında çoktan 4000 doları geçmişti. Toplam ticaret hacmi, fiyattan bile daha az etkilenmiş, 150 milyar dolar civarında seyretmekteydi. 

Bu noktadan itibaren Bitcoin fiyatları hızını aldı, kendine uygun bir ivme buldu. 2017 yılının Ekim ayında 6000 doları aşan Bitcoin, Kasım ayında 10.000 dolar çizgisinin hemen altında konumlandı. Aralık ayında 20.000 doları görse de yılı 15.000 dolar ile bitiren Bitcoin için fena bir yıl olmamıştı. Ticaret hacmi olarak yılı 235 milyar dolarla kapattı. 

2018 yılının Ocak ayının sonlarına gelindiğinde Bitcoin yeniden 10.000 dolar sınırına dek düşmüştü, hatta Şubat ayında 6000 doları gördü. 

Şubat ayında 11.000 dolar ile Bitcoin’in azmine tanık olduk. Ticaret hacmi bu dönemde 500 milyar dolar ile harika bir geri dönüş yapmıştı. 

O dönemden bu yana medyanın ve regülasyonların etkisiyle Bitcoin dalgalı bir seyirde devam ediyor. Google’ın kripto para reklamlarını yasaklaması ve bazı ülkelerin kripto paraları hukuki çerçeveye sığdırma çabaları gibi kullanıcıların karar mekanizmalarını etkileyen haberler sebebiyle Bitcoin rayına oturamıyor. Bazen kısa süreli çıkışlar, bazen kısa süreli inişler yaşayarak ilerliyor.

Yıllık analiz yapmak, aslında bir sektörün piyasasının durumunu anlamak için kullanabileceğiniz en iyi yöntemlerden biridir. Bitcoin vasıtasıyla yapılan bu çalışmada alınan duyumların, yaşanan olayların, kişilerin kararlarının aslında dünya çapında ve net bir etkiyle kendini manifesto ettiğini görüyoruz. 

Kripto Para Fiyat Analizleri Doğru Mu? 

Ne bilindik piyasalarda ne de yeni piyasalarda yapılan öngörüler ve tahminlerin garantisi yoktur. Gelecek, ne yazık ki bir ekonominin ekosisteminde bir sistir. 

Kripto para yorumcuları, özellikle geçtiğimiz aylarda yaptıkları tahminlerde pek başarılı olamadılar zira ya alt ya da üst uçta kalan fiyat aralıklarının yaşanacağını tahmin ettiler. Durum, gözlediğimiz gibi, tam olarak bu yönde gitmedi. John McAfee ve Jim Cramer gibi tanınan isimler, Bitcoin’in 1 milyon dolar seviyesinin de üzerine çıkacağını iddia etmişlerdi. Başka isimler iddialarında daha gerçekçi, daha alçakgönüllü oldular. Fundstrat yönetici ortağı ve eski JPMorgan yöneticisi Tom Lee, 2018 yılının sonunda BTC’nin 25.000 dolar olacağını söylemiş; ardından 2025 yılına dek ise 225.000 doları bulacağını düşündüğünü eklemişti. Fundstrat’ten bir başka isim Robert Sluymer, Bitcoin’in 7000 doları görürse şanslı sayılacağını söylemişti. Bitcoin Foundation yöneticisi Llew Claasen ise Bitcoin’in rahatça 40.000 doları göreceğini savunmuştu. 

Herhangi bir kripto paraya dair yapılan fiyat tahminlerine ve öngörülerine her zaman şüpheci yaklaşmakta fayda vardır. Sektöre tamamen hakim olan ve kesin tespitte bulunabilen kimse yoktur. Yine de, tedbirli olmak isteyen kripto para taraftarlarının dikkat edebileceği birkaç etken vardır. Bu etkenler kripto para fiyatlarında mutlaka bir değişime yol açarlar ve piyasanın oynamasına sebep olurlar.

  • Kripto para sektörünü domine eden piyasalara getirilen regülasyonlar ve bu regülasyonların kapsamı
  • Gelecek aylar ve yıllarda kripto para adaptasyonunun ne kadar artacağı
  • Kripto para vadeli piyasalarının büyüme oranı
  • Tokenlerin ne kadar kullanışlı olduğu ve arkalarındaki teknolojinin gerçek hayattaki problemlere çözüm sunup sunamadığı

gibi etkenler kripto para piyasalarında oynamalara sebep olurlar. Bu etkenlere dair bir duyum aldığınızda gözünüzü dört açmanız ve tetikte olmanız sizin yararınızadır. 

Kripto Para Fiyatlarının İç Yüzüne Dair Her Şey isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/kripto-para-fiyatlarinin-ic-yuzune-dair-her-sey-47937.html/feed 1
5 Dakikada Akıllı Sözleşmeler Nedir? https://koinbulteni.com/5-dakikada-akilli-sozlesmeler-nedir-48003.html https://koinbulteni.com/5-dakikada-akilli-sozlesmeler-nedir-48003.html#respond Mon, 02 Dec 2019 17:00:49 +0000 https://koinbulteni.com/?p=48003 Akıllı sözleşmeler, koşulları ve tarafları olan dijital bir sözleşmeyi regüle eden protokole verilen isimdir. Akıllı sözleşmeler, sözleşme konusu olan müzakereye katkıda bulunmaktan ve performansını arttırmaktan sorumludurlar. Aynı zamanda müzakereyi doğrular…

5 Dakikada Akıllı Sözleşmeler Nedir? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Akıllı sözleşmeler, koşulları ve tarafları olan dijital bir sözleşmeyi regüle eden protokole verilen isimdir. Akıllı sözleşmeler, sözleşme konusu olan müzakereye katkıda bulunmaktan ve performansını arttırmaktan sorumludurlar. Aynı zamanda müzakereyi doğrular ve taraflar arası koşulların yerine getirilmesini sağlarlar. Bu sayede üçüncü kişilere, aracılara gerek kalmadan işlem yapılabilir. Yapılan işlemlerin takip edilebilir olduğu ve geri alınamayacağı unutulmamalıdır. Akıllı sözleşmeler, sözleşme unsuru olan tüm koşulları, istekleri, ödenecek miktarı ve takası yapılacak ürün veya hizmeti içlerinde barındırırlar. 

Nasıl Ortaya Çıktı? 

Akıllı sözleşme fikrini ilk ortaya atan kişi bilgisayar mühendisi ve kriptograf Nick Szabo’dur. Szabo, 1994 yılında akıllı sözleşme konseptini bulmuş olsa da dönemin teknolojisi bunu hayata geçirmeye yeterli değildi. Blockchain teknolojisinin ortaya çıkmasıyla akıllı sözleşme konsepti yeniden gündeme geldi çünkü Bitcoin, blockchain üzerinde işlemler ve sözleşmeler yaparak bir ilke imza atmıştı. Yine de Bitcoin bile belli bir sürenin ardından yetersiz kalmaya başladı zira akıllı sözleşmeleri kullanmaya yarayan araçların tamamına sahip değildi. Ethereum’un ortaya çıkışı, akıllı sözleşme teknolojisini ivmelendirdi ve çok daha işlevsel hale getirdi. 

Nasıl Çalışır? 

Akıllı sözleşmelerinin çalışma prensibinin temelinde yatan özellikler, aslında bir yiyecek otomatına benzer. Sözleşme, yalnızca kendine verilen talimatları yerine getirecek şekilde hareket eder. 

Öncelikle varlıklar ve sözleşme koşulları kodlanarak blockchain’de bir blokun içine yerleştirilir. Bu koşullar içerisinde sözleşmenin gerçekleşmesini tetikleyecek bir unsur da bulunur. Ardından sözleşme kopyalanarak platformun tüm node’larına dağıtılır. Sözleşme tetiklendiğinde, yani gerçekleşmesi için uygun durum oluştuğunda, sözleşme koşullarına göre gerçekleştirilir. Kodlanan program, taahhütlerin yerine getirilip getirilmediğini otomatik olarak kontrol eder. 

Bir akıllı sözleşme yapabilmek için gerekenler: 

 

  • Sözleşmenin öznesi – Kodun içerisinde, sözleşme öznesi olan ürün ve hizmetler bulunur. Bu sayede sözleşme gerçekleştiği takdirde özneleri bir taraftan diğerine geçirebilir. 

 

  • Dijital imzalar – Taraflar, özel anahtarları aracılığıyla sözleşmeyi dijital olarak imzalarlar. Bu sayede anlaşmaya vardıkları kanıtlanabilir. 
  • Sözleşme koşulları – Bir akıllı sözleşmenin koşulları, tamı tamına sırayla gerçekleştirilmesi gereken bir dizi komuttan oluşur. Taraflar, bu koşullara tabi olduklarını bildirmelilerdir. 
  • Merkezsizleşmiş bir platform – Akıllı sözleşme, seçilen merkezsizleşmiş platform üzerinde harekete geçirilir ve platformun node’ları arasına dağıtılır. 

Nerelerde Kullanılır? 

Akıllı sözleşmelerin kullanım alanları aslında zannedilenden çoktur ve birçok farklı sektörde kullanılabilir. 

Akıllı sözleşmelerin kullanılabileceği ilginç alanlardan biri, politik seçimlerdir. Seçim sonuçları blockchain’e konarak platformun node’ları arasında dağıtılır. Tüm veriler anonimdir ve şifrelenmiştir. Böylece oy pusulaları veya sandık sayımlarında yaşanan sıkıntılar giderilmiş olur, manipülasyonlar önlenir. 

Akıllı sözleşmelerin kullanıldığı ve kullanılmaya devam edileceği alanlardan biri de lojistiktir. Ürün ve hizmetlerin arkasındaki tedarik zinciri çoğunlukla çok uzun ve karmaşıktır. Zincirin her bir halkası kendinden bir önceki halkadan gerekli bilgileri alır, görevini yerine getirir ve bilgileri bir sonraki halkaya iletir. Gerçek hayatta verimsiz ve zaman kaybına sebep olan bir süreçtir. Fakat akıllı sözleşmeler sayesinde zincirin tüm halkaları aynı anda sürecin işleyişini gözlemleyebilir, kendi görevini yerine getirebilir ve sürecin tamamına hakim olabilir. Üstelik akıllı sözleşmeler şeffaflardır, bu sayede dolandırıcılığı da önlerler. Akıllı sözleşmeler ile taşıma sürecinde olan ürünler de takip edilebilir. 

Akıllı sözleşmelerin bankacılık, sigortacılık, gayrimenkul, nesnelerin interneti gibi saymakla bitmeyecek kullanım alanları da mevcuttur. 

Artıları Nelerdir? 

Akıllı sözleşmeler, blockchain teknolojinin tüm iyi yanlarını kendilerinde toplamışlardır. 

  • Güvenlik – Akıllı sözleşmenin şifrelenmiş ve node’lar arasına dağıtılmış yapısı, tarafların izni olmadan değiştirilemeyeceğinin ve kaybolmayacağının garantisidir. 
  • Ekonomik ve hızlı – Talimatlar otomatik olarak yerine getirilir, aracılara ihtiyaç yoktur. Bu da sizi kağıt işlerinden ve komisyonlardan kurtarır. 
  • Standart – Günümüzde kullanılan birçok farklı akıllı sözleşme taslağı vardır. Bunlar arasından ihtiyacınıza uygun olanı seçip kullanmanız da mümkündür.

Eksileri Nelerdir? 

Akıllı sözleşmeler de, insan eliyle yaratılan diğer her şey gibi, mükemmel değillerdir. 

  • İnsan faktörü – Sözleşmeler insanlar tarafından kodlanır, bu nedenle bazen hatalarla karşılaşılabilir. Eğer sözleşme blockchain üzerinde harekete geçirildiyse, değiştirilemez; yani dikkatli olunması zorunludur. İnsan faktörünün kötü etkilerine verilebilecek en iyi örnek The DAO vakasıdır. Yazılımcıların yaptığı veya gözden kaçırdığı hatalar sebebiyle kullanıcılar ve firma felakete uğramış, hackerlar 60 milyon doların üzerinde bir miktarı saflarına geçirmişlerdir. 
  • Hukuki çerçevenin olmayışı – Şu anda akıllı sözleşmeleri hukuki olarak tanımlayan ve düzenleyen hiçbir devlet yoktur. Eğer devletler akıllı sözleşmeleri regüle etmek veya yasaklamak isterlerse, geçmişte yapılan sözleşmeler ve gelecekte yapılması planlananlar açısından sorunlar doğabilir. 
  • Uygulanma masrafı – Akıllı sözleşmeler, programlama olmadan çalışamazlar. Akıllı sözleşmenin içindeki hataları minimuma indirmek ve altyapınızı blockchain’e uygun hale getirmek adına tecrübeli bir yazılımcıya ihtiyacınız olacak. Bu da sizin hanenize yazılan belli bir miktar gider demektir. 

Nereden Bulurum? 

Şu anda farklı blockchain’ler üzerinde farklı yöntemlerle farklı akıllı sözleşmeler uygulayan ve bu konu üzerine yoğunlaşan birçok startup var. Bu projelerin çoğu sundukları hizmetler, kodlama seviyeleri ve sahip oldukları taslak sayısı açısından birbirlerinden ayrılırlar. Kullanıcıların, bir projede araması gereken birkaç önemli özellik vardır. Bunlardan bazıları kullanıcıyı her adımda destekleyen bir ekip, teknik bilgi gereksinimi olmadan işlem yapabilme kabiliyeti ve üçüncü kişilere ihtiyaç duymadan problem çözebilme yeteneğidir. Bu özelliklere sahip olan projeler, kullanıcıların isteklerini tatmin etmekte çok daha başarılılardır.

5 Dakikada Akıllı Sözleşmeler Nedir? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/5-dakikada-akilli-sozlesmeler-nedir-48003.html/feed 0
Stablecoin veya Sabitcoin Nedir? https://koinbulteni.com/stablecoin-veya-sabitkoin-nedir-47597.html https://koinbulteni.com/stablecoin-veya-sabitkoin-nedir-47597.html#respond Sun, 24 Nov 2019 10:04:20 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47597 Stablecoin, ya da sabit koin, değeri başka bir varlığa sabitlenmiş koinlere verilen isimdir. Oldukça yeni bir konsept olan sabitkoinin değeri Amerikan Doları gibi itibari para birimlerine, altın gibi değerli metallere…

Stablecoin veya Sabitcoin Nedir? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Stablecoin, ya da sabit koin, değeri başka bir varlığa sabitlenmiş koinlere verilen isimdir. Oldukça yeni bir konsept olan sabitkoinin değeri Amerikan Doları gibi itibari para birimlerine, altın gibi değerli metallere veya başka birçok şeye bağlı olabilir. Yaygın olarak itibari para birimlerine sabitleme tercih edilir. Yani Amerikan Doları’na bağlı bir sabitkoin’in tanesinin değeri 1$ olacaktır.

Sabit koinler, kripto para fiyatlarının doğasında bulunan dalgalanmayı biraz olsun gidermek amacıyla ortaya çıkmış bir konsepttir. Normalde bu koinler teminata bağlıdırlar, yani dolaşımdaki toplam sabit koin miktarı, bağlı olduğu değerin rezervine denk olacak şekilde ayarlanmışlardır. Yani değeri Amerikan Dolarına sabitli bir sabit koinden 500.000 adet varsa, dolaşımda en azından 500.000$ da bulunması zorunludur.

Bitcoin’ni yaşadığı ani düşüşler ve çıkışlar göz önünde bulundurulduğunda uzmanlar, sabit koinlerin kambiyo oranlarının yarattığı endişeyi gidereceğine inanıyorlar. Bu sayede ürün ve hizmetler karşılığında kripto para ile ödeme yapmanın daha cazip hale geleceğini de söylüyorlar.

En bilinen sabit koinlere örnek olarak Tether (USDT), trueUSD (TUSD), Gemini Dollar (GUSD) ve Circle-Coinbase ortaklığında çıkarılan USD coin (USDC) gösterilebilir.
Piyasada sabit koine olan talep sürekli artmaktadır. Dört büyük sabit koinin blockchain’inlerinde gerçekleştirdiği işlemlerin toplamı 5 milyar doları buldu. Üç ayda %1032 artış gösteren bu toplam, sabit koinlerin piyasada yer edindiğini kanıtlıyor.

Adı üstünde olan sabit koinler, zaman içinde tutarlı ve neredeyse sabit bir fiyata sahip olmaları amacıyla tasarlanmışlardır. İtibari paraların dengeli fiyatları ile kripto paraların merkezsizleşmişlik getirilerini tek bir koinde buluşturan sabit koinler olmadan kripto paraların teminatını vermek mümkün değildir. Çünkü sırtınızı yasladığınız değerler kısa zamanda değersizleşebilir. Örneğin maaşınızı kripto para ile aldığınızı hayal edin; yıl içerisinde çok farklı rakamlar elinize geçebilir, bu nedenle parasız kalabilir veya sıkıntılı durumlara düşebilirsiniz.

Sabit koinlerin zaman içinde tutarlı bir fiyata sahip olması üç şekilde sağlanabilir.
Birinci olarak, sabit koinin fiyatı bir itibari paraya sabitlenebilir; yani teminatı itibari para ile yapılabilir. Eğer bir sabit koin Türk Lirasına sabitlenmişse, üretilen her 1 sabit koin için 1 Türk Lirası merkezi bir muhafaza kurumunda saklanır. Bu kurum genellikle bankalardır. Amaç, koin ile varlığın birebir takasının yapılabilmesidir.
Ek olarak, kripto piyasasında sabit koinin değerinin bir emtiaya bağlanması denemelerinin yapıldığı da oldu. Bu denemelerden en ünlüsü Venezuela’nın petro projesidir. Projede, koinin değerini petrole bağlamaya çalışan Venezuela, pek başarı kaydedemedi. Adını duyurmayı başaran başka projeler koini altınla sabitlemeyi denediler fakat altınla çalışmayı deneyen her 3 projenin 2’sinin başarısız olduğu ortaya çıktı. Emtia ile sabit koinin dansının bir süre daha devam etmesi bekleniyor.

İkinci olarak, sabit koinin fiyatı başka bir koinle sabitlenebilir. İlk başta bunun yalnızca daha çok dalgalanmaya sebep olacakmış gibi gelse de, üstesinden gelmenin yolları vardır. Örneğin, gereğinden fazla teminatlandırma bu yollardan biridir. Her bir sabit koin karşılığında iki adet koin saklanır. Böylece merkezsizleşmişlik korunur ve dalgalanmanın vereceği zararın büyük bir kısmını yüksek volümlü kripto rezervi emer. Bu yöntemin kötü yanı, eğer sabit koininizin popüler koinler arasında yerini almasını istiyorsanız bolca sermayeye ihtiyaç duyacaksınız.

Son olarak, başka bir varlığa sabitlenmeyen sabit koinler vardır. Rezerv konseptini kabul etmeyen bu koinler, akıllı sözleşmelerin bankalar gibi fonksiyon göstermesini sağlarlar. Arz ve talep üzerinden denge sağlarlar; fiyatlar düştüğünde koinleri dolaşımda tutar, fiyatlar yükseldiğinde yeni koin üretirler.  Burada da amaç fiyatın, adeta bir varlığa sabitlenmişçesine tutarlı kalmasını sağlamaktır.

Hangi yöntem kullanılıyor olursa olsun, unutulmamalıdır ki fiyatın istikrarlı seyretmesi sabit koinin bir özelliği değil, ulaşmaya çalıştığı bir hedeftir.

Popülerkoin

Sabit koinlerin bu denli popüler hale gelmesinin en büyük sebebi, belirsizliği ortadan kaldırmasıdır. Birçok kullanıcı, özellikle bir para birimini kripto paraya dönüştürürken yaşadığı gerginlikten kurtulmak adına sabitkoinleri tercih etmektedir. Sabit koinlerin sunduğu denge, birçok ülkenin kendi ulusal para biriminde elde edemediği bir özelliktir. Bu nedenle zaten hiperenflasyon ve politik karışıklık ile savaşan Venezuela yüzünü kripto paraya çevirmiştir.

Sabit koinler, kullanıcılar için kripto dünyasının fırtınalı denizlerinde sakin bir liman gibidir denilebilir. Kullanıcılar, fırtına bulutlarını gördükleri anda itibari para birimlerine dönme ihtiyacı duymadan ellerindeki kripto parayı sabit koinlere çevirebilirler. Bu çevirme işlemi kripto para ile itibari para arasında yapılanlardan daha ucuza gelebilir çünkü denklemden bankalar ve borsaların aldığı komisyon çıkarılmış olur.

Sabit koin, Bitcoin’i de tahtından indirmeye kararlı gibi görünüyor çünkü yakın zamandaki ticaret hacmi rakamları sabit koinler için 9.4 milyar dolar iken Bitcoin için 10.2 milyar dolardı. Bu da kaplumbağa ile tavşan yarışında olduğu gibi azimle ilerleyenin yarışı eninde sonunda kazanabileceğini akıllara getiriyor.

Sabit koinlerin hızla popülerleşmesinin sebeplerinden biri de borsaların konuya duyduğu ilgiden kaynaklanmaktadır. Kripto para dünyasına yeni giren veya bir süredir bu dünyayı dolaşmakta olan kullanıcıların yolu illaki borsalara düşmüştür çünkü borsalar, kripto para sahibi olmanın en bariz ve basit yoludur. Borsaların bu konuya eğilmesi kullanıcıların bilinçlenmesine vesile olmuştur. Dünyanın en büyük altıncı kripto para borsası OKEx, kendi sabit koinini çıkartmayı planlıyor. Kripto para borsalarının liderlerinden olan Binance, yakın zamanda Tether borsasını Sabit koin borsası olarak adlandırdı ve sabit koin kotasyon yelpazesini genişleteceğini duyurdu.

Sabitkoinin Sabit Olmayan Yanları

Sabit koinin etrafında dolanan spekülasyonların sayısı az değildir zira bazı şeffaflık problemlerinin yaşandığı görülmüştür. Tanındık sabit koinlerden olan Tether geçtiğimiz yıllarda yaşanan bazı tartışmalar sebebiyle dikkatleri üzerine çekmişti. 2017 yılında bir grup akademisyen tarafından yayınlanan bir çalışma, Tehter’ın ‘kripto para fiyatlarını manipüle etmek’ amacıyla ortaya çıktığını iddia etmişti. Aynı akademisyenler, Bitcoin’in fiyatının o yıla ait yükselişini sabit koinlere borçlu olduğunu savunmuştu.

Buna ek olarak, Tether’ın tüm sabit koinlerinin teminatını sağlayabilecek miktarda rezerve sahip olup olmadığı da tartışılan konulardan biriydi. 2018 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen bir denetim sonucu yeterli rezerve sahip olduğu açıklandı. 2019 yılının Mart ayında ise Tether, internet sitesinde koinin tamamen Amerikan Dolarına sabit olduğunu açıklayan yazıyı değiştirdi. Yazıda yalnızca dolardan değil, üçüncü partilerin varlıklarından ve borçlarından da söz ediliyordu. Bu da sabit koin taraftarlarının hoşuna gitmeyen bir tutumdu.

2018 yılında USDC’yi piyasaya süren ve sabit koin konseptinin destekçisi olan Jeremy Allaire, tüm şirketlerin uygulayabileceği bir açık standart getirilmesini savunuyor. Allaire, kendi kenini yönetebilme yetkisinin arttırılmasının kullanıcıların yüreğine su serpeceğini, küresel ekonominin tokenleştirilmesinde yardımcı olacağını ve kripto sektörünün birbirine kenetlenerek itibari paraya daha kuvvetli bir ikame olmasının sağlanacağını savundu.

Sabit koin karşıtı eleştirmenler ise, diğer kripto paraların değerinin gözardı edildiğini savunuyor. Tüm kripto paralar yıllardır kendi isimlerini duyurmak ve değerlerini oturtmak amacıyla çabalarlarken sabit koinler oyunbozanlık yapıyor. Her ne kadar yatırımcılar için güvenli bir liman olsa da sabit koin ticaretinin pek bir finansal kazanç getirmeyeceği aşikar. Bu nedenle eleştirmenler kripto paranın merkezsizleşmiş, kendi kendini yönetebilen ve bağımsız yapısının korunmasının aynı zamanda finansal getiri sağladığını söylüyor.

Kimler Sabitkoin Kullanıyor

Bankalardan sosyal medya platformlarına kadar birçok farklı firma kollarını sabit koin için sıvamış durumda.

Her ne kadar JPMorgan Chase’in CEO’su Bitcoin’i bir düzenbazlık olarak adlandırsa da, bankanın kendisi uluslararası işlemleri hızlandırmak adına kendi sabit koinini çıkartmayı planlıyor. Kripto para camiasında bu hamle karışık tepkiler aldı. Bazıları bunu sabit koinin hanesine bir puan olarak yazarken, Ripple’ın CEO’sunun da dahil olduğu bir grup ise JPM Coin’i müşterek çalışmaya müsaade etmemesi sebebiyle eleştirdiler çünkü diğer bankaların bu koinden faydalanamayacakları barizdi.

Öte yandan, IBM, Stellar işbirliğiyle, blockchain temelli ödeme ağı World Wire’ı piyasaya sundu. Bu ödeme ağı, bankaların, kendi yerel para birimlerine sabitlenmiş sabit koinler yaratabilmelerini sağlıyor. Uluslararası ağ Brezilya, Güney Kore ve Filipinler’deki kurumlar tarafından kullanılmaya başlandı.

Son olarak, itibari paraya sabitli bir sabit koin çıkartmak adına onlarca mühendisi işe alan Facebook’tan bahsedelim. Sabit koin aracılığıyla aileleri ve arkadaşları için Facebook üzerinden hediye almak isteyen insanların ödemelerinin güvenli hale getirilmesi planlanıyor. Bu sayede başka ülkelerde aileleri olan insanların düşük maliyetle havale yapabilmesi bile bekleniyor. ‘Facebook Coin’ güvenlik ve gizlilik iddialarına karşı verdiği savaş sebebiyle yorgun düşen şirketin kurtarıcısı olabilir.

Sabit Olanı Merkezsizleştirmek

Sabit koinlerin tamamen merkezsizleşmiş hale gelmesi, kripto sektöründeki tartışma konularından biri zira birçok sabit koin platformu taviz verilmesi gerektiği konusunda hemfikir. Sabit koin taraftarları sektörde bolca bulunsa da kripto para kullanıcıları endişeliler. Bir kripto paranın değerinin Amerikan Dolarına sabitlenmesi, o kripto paranın eninde sonunda Amerikan bankacılık sistemiyle bir bağının olacağı anlamına gelmektedir. Yani kripto paranın değeri sırtını merkezi bir altyapıya yaslamak zorundadır. Bu da, 10 yıl önce yola çıkmadan önce rotasını bağımsızlığa doğru çizen Satoshi Nakamoto’nun vizyonuyla kesinlikle uyuşmamaktadır.

Durmadan yeni sabit koinlerin yayınlandığı ve ticaret hacminin yükseldiği bir ortamda, yeni kripto segmentinin büyüyüp serpilmesi kaçınılmazdır. Şüphesiz ki bu sebeple sabit koinin kullanım alanları da genişleyecek ve belki de içerdiği sorunlara çözümler de bulunacaktır. O zaman umuyoruz ki kripto parayı en azından denemek isteyen kullanıcıların aklı çelinecek ve daha çok kişi dalgalı fiyatlardan arınmış sularda yüzmenin tadını çıkarabilecektir.

 

Stablecoin veya Sabitcoin Nedir? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/stablecoin-veya-sabitkoin-nedir-47597.html/feed 0
Kripto Para Fiyat Endeksleri Nedir? Nasıl Hesaplanır? https://koinbulteni.com/kripto-para-fiyat-endeksleri-nedir-nasil-hesaplanir-47485.html https://koinbulteni.com/kripto-para-fiyat-endeksleri-nedir-nasil-hesaplanir-47485.html#respond Tue, 05 Nov 2019 18:00:32 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47485 Kripto para fiyat endeksi, farklı kripto paraların fiyatı ve sermayesine dair bilgiler barındıran web siteleri veya platformlara verilen isimdir. Kripto para endekslerinin popüler örnekleri olarak CoinMarketCap, WorldCoinIndex ve CoinCompare sayılabilir.…

Kripto Para Fiyat Endeksleri Nedir? Nasıl Hesaplanır? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Kripto para fiyat endeksi, farklı kripto paraların fiyatı ve sermayesine dair bilgiler barındıran web siteleri veya platformlara verilen isimdir. Kripto para endekslerinin popüler örnekleri olarak CoinMarketCap, WorldCoinIndex ve CoinCompare sayılabilir. Bu tarz platformlar genellikle kripto paraların anlık fiyatlarını öğrenmek ve fiyatlardaki değişimi izlemek amacıyla kullanılır. Halbuki aynı zamanda farklı kripto paraların gelişimi izlemek ve kıyaslama yapmak için çok uygun platformlardır.

Kripto para fiyat endekslerinin listeleme kriterlerine sahip omlası çok muhtemeldir; bu nedenle bazı fiyat endeksleri piyasadaki tüm kripto paraları bünyelerinde barındırırken bazıları yalnızca kendi kriterlerine uyan birkaç kripto parayı listelemeyi tercih ederler. Listeleme kriterine örnek vermek gerekirse belli bir boyutta ticaret hacmi veya halka açık borsalarda ticaretinin yapılabilmesi gibi kriterler sayılabilir.

Genelde, özellikle büyük fiyat endeksleri piyasadaki kripto paraların birçoğunu kapsamaya özen gösterirler. Böylece bu endekslerin takipçileri onlarca platform arasında gezinmek ve veri toplamak zorunda kalmadan sektörün nabzına hakim olabilirler.

Kripto para fiyat endekslerinin çalışma prensibi özünde bildiğimiz borsa endeksleriyle aynıdır. Her iki platform, yatırımcıların, belli bir sektörün sağlığını kontrol edebilmeleri amacıyla kurulmuş araçlardır. Biri, şirketlerin hisselerinin fiyat bilgisini paylaşırken diğeri, blockchain tabanlı ağlardaki kripto para varlıklarının fiyatlarını paylaşmaktadır. Aralarındaki en büyük fark budur.

Borsa endeksiyle kripto para endeksi arasındaki farklardan biri de kapsamdır. Kripto para endeksleri genellikle piyasadaki tüm kripto paraları yakalamaya ve bulundurmaya çalışırlar. Fakat borsa endeksleri genellikle ortak bir paydada buluşan birkaç seçkin şirketin hisselerinin fiyatlarını yayınlarlar. Bu şirketlerin buluştuğu ortak payda genellikle sektör veya şirketlerin hacmi olur. Klasik borsaların amacı, sektörlerin önde gelen şirketlerin bir fotoğrafını çekerek yatırımcılar sektör hakkında genelgeçer bilgilere sahip olmasını sağlamaktır.

Geleneksel borsa fiyat endekslerine örnek vermek gerekirse;
Dünyanın en ünlü borsalarından olan S&P 500, ABD’nin piyasa değeri en yüksek 500 şirketinin listelendiği bir borsadır. FTSE 100 ise Londra Menkul Kıymetler Borsası’nın piyasa değeri açısından en yüksek 100 şirketinin listelendiği bir borsadır. Öte yandan FTSE techMARK 100, yalnızca Londra Menkul Kıymetler Borsası’ndaki inovatif teknoloji şirketlerini listelemektedir. Benzer şekilde S&P Global 1200 Information Technology Index yalnızca bilgi işlem sektöründeki şirketleri listeler.

Kripto para borsalarına gelirsek, en bilinen borsalar arasında Coinbase, Binance, OKEx, Huobi, BitMEX ve Kraken sayılabilir. Yalnızca sınırlı sayıda kripto para içermemeye özen gösteren bu borsalar, ticaret hacmi açısından sürekli birbirleriyle yarış halinde olduklarından en çok tercih edilen veya en popüler olarak tanımlanabilecek borsa yok denebilir. Kripto para sektörü, işlem yapabilme olanaklarının esnekliği ile öne çıkıyorsa bunda borsaların rekabetinin payı büyüktür.

Kripto Para Fiyat Endekslerinin İçeriği

Kripto para fiyat endekslerinin odak noktası genellikle, adı üzerinde, kripto paraların fiyatları ve ticaretle ilişkili bilgilerin paylaşımıdır.

Çoğunlukla kripto para endekslerinde kripto paraların güncel fiyatları, piyasa değeri, 24 saatlik ticaret hacmi gibi bilgilere ulaşılabilir. Tekil kripto paralara tıklayarak daha detaylı bilgilere ulaşabilmeniz de mümkündür. Bu ekstra bilgiler arasında dolaşımda olan veya toplam arz, zaman içerisindeki fiyat/performans grafiği ve koinin ticaretinin yapıldığı borsalar ve platformların bir listesi olabilir.

Bahsettiklerimiz, kripto para endekslerinde bulabileceğiniz yaygın bilgiler olsa da her endeks farklıdır ve bazı kripto para endeksleri, kullanıcı kitlesine hitap edecek farklı bilgiler de içerebilir. Örneğin daha eli çabuk bir kitleye sahip bir platform, bir koinin son 24 saat içerisinde ulaştığı en düşük ve en yüksek fiyatı yayınlayabilir fakat uzun vadeli yatırımcılar barındıran bir platform, koinin protokolüne veya tokenleşme seviyesine dair bilgiler sağlamayı tercih edebilir.

Kripto para fiyat endeksleri kendi operasyonlarını devam ettirebilmelerini sağlayan verileri genellikle kripto para borsalarından elde ederler çünkü kripto para borsalarını, koin ticareti işlemlerinin İpek Yolu olarak tanımlamak yanlış olmaz. Bir koinin fiyatı, kripto para borsasındaki kullanıcıların o koini almayı ve satmayı kabul ettiği noktada belirlenir. Bu nedenle borsalar, herhangi bir kripto para biriminin potansiyeline ve işlevine dair kesin bilgiler edinmenin iyi bir yoludur.

Bir kripto para biriminin fiyatı borsadan borsaya değişiklik gösterebilir zira sektör farklılıkları bu oynamalara sebep olabilir. Bu nedenle fiyat endeksleri, birkaç farklı borsadan bilgi çekerek en doğru fiyatı kullanıcılara ulaştırmaya çalışırlar. Hangi borsaların fiyatlarından faydalanıldığını görmek için spesifik bir koinin piyasasına dair detaylı bilgi kısmına bakmanız yeterlidir. Bu kısımda koinin ticaretinin yapıldığı borsaların bir listesi bulunur; aynı borsalar aynı zamanda koinin fiyatına dair bilgi çekilen yerlerdir. Bitcoin kadar yaygın bir koin yüzlerce piyasada bulunuyor olabilir, fakat IOTA gibi popülerliği daha az olan bir koinin yalnızca 30 piyasası bile olabilir.

Borsalar, uygulama programlama arayüzleri aracılığıyla ticaret verilerini erişilebilir kılarlar. Bu sayede kripto para endeksleri gerekli verilere ulaşarak operasyonlarını devam ettirebilir.
Bir kripto para fiyat endeksinin hangi tür verileri toplayacağı, o fiyat endeksini kullanan kitlenin taleplerine bağlıdır. Koinin fiyatı ve belli işlemlerin ticaret hacmi gibi her fiyat endeksinin sahip olması gereken bilgilerin yanısıra farklı platformlar farklı bilgiler içerebilir.

Bu bilgiler arasında;

  • Koin ID’si — Koini tanımlamaya yarayan kendine mahsus semboller ve kısaltmalar, örn. BTC ve XRP
  • Ticaret ID’si — Koinin ticaret hacmini tespit etmeye yarayan kendine mahsus ticaret belirteçleri
  • Zaman Damgası — Ticari bir işlemin gerçekleştiği zamanın anben kaydı; bu kaydın içerisinde koinin işlemin yapıldığı zamandaki fiyatı, açılış ve kapanış fiyatlarına dair veriler ve 24 saatlik ticaret hacmi bulunabilir
  • Kambiyo kuru — Güncel kurlara dair veriler; bunlar BTC/USD gibi kripto paralar ve itibari paralar arasında olmanın yanısıra BTC/ETH gibi yalnızca kripto paralar arasındaki oranlar da olabilirler

Bir fiyat endeksi, üstte sıraladıklarımızdan çok daha fazla bilgi içerebilir lakin bu liste, örnekler aracılığıyla kapsamına dair bir fikir vermek amacı taşımaktadır.

Kripto Paranın Fiyatını Hesaplamak

Kripto para fiyat endeksleri tipik olarak bir koinin fiyatını hesaplamak için 24 saatlik ticaret hacminin ağırlıklı ortalamasını kullanırlar. Bu yöntemle bir kripto paranın ticaret süreci boyunca olduğu ortalama fiyat bulunur.

Yöntemin formülasyonu matematiksel olarak şu şekilde gösterilir:

Bu yöntemde tanımlanan zaman aralığı, sürekli bir 24 saattir, bu nedenle yayınlanan fiyatlar sürekli güncellenir.

Dakik ve Hatasız Fiyatlandırma Mümkün Mü?

Kripto para fiyat endeksleri piyasanın genel durumunu ve pozisyonunu olabildiğince doğru temsil etmeye çalışırlar. Kullanışlı olmalarına rağmen kripto paraların farklı endekslerde farklı fiyatlara sahip olduğu durumlara şahit olabilirsiniz. Bunun sebebi fiyat endekslerinin birbirlerinden farklı ve çok kaynaktan bilgi toplamalarıdır; dolayısıyla platformlar arasında bir birlik kurulamayabilir.

Farklı borsalar, USD, EUR, GBP, JPY gibi farklı itibari paralarla çalışırlar. Kripto para fiyat endeksinin yaptığı hesap piyasadan, ticaret hacminden, likiditeden, borsaların işlem ücretlerinden, uygulama programlama arayüzünün veri talep ettiği zaman aralıklarından – her 5 saniyede bir veya her 1 dakikada bir gibi – etkilenir. Yani kaynakçası ve operasyon süreci farklı olan fiyat endeksleri de birbirinden farklı fiyatlar sergileyebilir.

Bir koinin, verilen herhangi bir zaman diliminde, tüm piyasalar arasında geçerli olabilecek bir şekilde fiyatını belirlemek neredeyse imkansızdır. Mühim ve ince hesaplamaları koşar adım hızla yapmak kolay bir iş değildir.
Halbuki aslında bu kadar detaycı olmanın lüzumu da yoktur. Eğer kullandığınız kripto paranın, iş yaptığınız piyasada ve iş yaptığınız zaman aralığında geçerli olan fiyatından eminseniz; ve piyasanızın genel kondisyonuna hakimseniz, detaylar sizin işinize engel veya köstek olmayacaktır.

Kripto Para Fiyat Endeksleri Nedir? Nasıl Hesaplanır? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/kripto-para-fiyat-endeksleri-nedir-nasil-hesaplanir-47485.html/feed 0
En Güvenli Kripto Borsasını Nasıl Seçeceğim? https://koinbulteni.com/en-guvenli-kripto-borsasini-nasil-sececegim-47904.html https://koinbulteni.com/en-guvenli-kripto-borsasini-nasil-sececegim-47904.html#respond Mon, 28 Oct 2019 18:00:05 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47904 Kendi parasını kazanmaya başlayan her bireyin öğrendiği ilk ders, risk almanın ve güvenmenin zorluğudur. Yanlış ellere teslim edilen iyi niyet suistimal edilebilir, tezahüratla aldığınız bir karar hiç beklemediğiniz sonuçlar doğurabilir.…

En Güvenli Kripto Borsasını Nasıl Seçeceğim? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Kendi parasını kazanmaya başlayan her bireyin öğrendiği ilk ders, risk almanın ve güvenmenin zorluğudur. Yanlış ellere teslim edilen iyi niyet suistimal edilebilir, tezahüratla aldığınız bir karar hiç beklemediğiniz sonuçlar doğurabilir. Konu kripto para olunca, bu riski azaltma ve güven duyma ihtiyacı iki katına çıkar; çünkü çok bilinmeyenli bir denklemin içerisine kendi paranızı yatırmışsınız demektir.
Öyleyse birinci ödeviniz, bolca araştırma yapmaktır.

Cesur iddialarda bulunan ve eli yüzü düzgün görünen ilk borsaya güvenmek istemeniz doğaldır. Yüzlerce seçeneğin bulunduğu bu dalgalı piyasada bir dala tutunmak isteyebilirsiniz ama unutmayın ki son 8 yılda 31 kripto para borsası hacklendi; kullanıcılar ise bu hacklenmeler yüzünden 1.3 milyar dolara yakın para kaybettiler. ticaret hacmi ile piyasayı domine eden popüler borsaların yüzde yüz sağlam olacağı kanısına varabilirsiniz lakin bu doğru bir kanı değildir zira 2018 yılının Ekim ayında yapılan bir inceleme sırasında kod dayanıklılığı ve son kullanıcı deneyimi açısından en büyük borsalar bile 100 üzerinden 63 puan almıştı. Takdir edersiniz ki bu idealin altında bir rakamdır. Aynı incelemede, tetkik edilen borsaların %41’inin 8’den az kelimeden oluşan şifrelere izin verdiği de ortaya çıktı. Yani bu borsalar, kendi güvenliğini sağlamak konusunda belki de pek bilinçli olmayan kullanıcıları, ekonomik bir felaketin içine çekmekten çekinmiyorlar. İncelemenin sonuçları, çok parlak bir tablo çizmiyor. Bu nedenle kripto varlığınızı kaybetme olasılığınızı göz önünde bulundurarak hareket etmeli, itinayla araştırma yapmalı ve her şeye rağmen portfolyonuzu çeşitlendirmelisiniz. Tüm bunlara rağmen borsaların kendilerini her geçen gün geliştirdiğini de unutmamak gerek. Bu açıkları kapatmaya ve daha güvenli bir ortam sağlamaya yönelik çalışmalarını sürdürüyorlar.

Alınacak Dersler

Geçtiğimiz yıllarda kripto meraklılarının çektiği sıkıntılardan ders almamız en önemlisidir. Yaşanan hacklenme vakalarına bakmak bunun iyi bir yöntemidir.

Mt. Gox vakasını hatırlayacak olursak – Önce 2011, ardından da 2014 yılında hacklenen borsa, son saldırı sırasında 850.000 Bitcoin kaybolmasına sebep oldu. Olayın yaşandığı dönemde bu rakam toplam arzın %7’sine tekabül ediyordu ve değeri yaklaşık 480 milyon dolardı. Günümüzde bu miktar 5.4 milyar dolar edecekti. Mt. Gox 2013 yılında gerçekleştirilen kripto para işlemlerinin %80’ini oluşturuyordu ve lider borsalar arasındaydı. Fakat hatalı bir bilgisayar sistemi hacklenmeye uygun bir açık yaratmıştı. Bu da en gözde borsaların bile ne denli incinmeye yatkın olduğunu kanıtlıyor.

Kripto uzmanları, güvenilir denetimciler tarafından sürekli olarak açıkların bulunup kapatılmasına tabi tutulan ve bu uygulama hakkında açıkça konuşabilen bir borsa seçmenin en güvenli yol olduğunu iddia ediyorlar. Çünkü bu proaktif tutum, olayın gerçekleşmesini önleyebiliyor. Kripto para cüzdanı olarak ‘cold storage’ veya ‘soğuk depolama’, yani internet bağlantısı olmayan bir alanda depolama sağlayan borsalar da güvenli sayılanlar arasında. Cüzdanınızda her zaman düşük miktarda kripto para bulundurmak da, olayın her şeye rağmen gerçekleşmesi halinde sizin kaybınızın düşük olmasını sağlayacaktır.

Yapılacak Ödevler

Güvenliği sağlamak adına borsaların ve kullanıcıların karşılıklı olarak yapması gereken ödevler ve yerine getirmesi gereken sorumluluklar var.

Kullanıcılar, hangi borsayla çalışırlarsa çalışsınlar, kendilerine kompleks bir şifre seçmeliler. Bunun yanısıra, bir işlemin, gerçekleşmeden önce birden fazla doğrulamadan geçtiğinden emin olmalılar. Birçok borsa işlemin gerçekleştirilmesi sürecini kasten biraz geciktirirler. Bu sayede işleme dair herhangi bir şüpheli durum olup olmadığını elle kontrol edebilirler. Bakiyenizin güncellenmesini beklemek biraz can sıkıcı olsa da, uzmanlar bu bekleme sürecinin elzem olduğu konusunda hemfikirler. Çünkü bakiyenizin güncellemesi için biraz beklemek, anında gerçekleştiği için temkinsizliğe maruz kalan bakiyenizin bir hackerın eline geçmesinden iyidir.

Seçilen borsanın kullanıcıya sunduğu tüm güvenlik seçeneklerinden faydalanmak da yapılması gereken ödevler arasındadır. Şüpheli bir aktiviteyle karşılaşıldığında gelen bildirimleri dikkate almak, iki aşamalı doğrulama sistemi kullanmak, çoklu imzalı işlemler yapmayı tercih etmek gibi borsanın sağladığı tüm güvenlik önlemlerini almak kullanıcının izleyebileceği en iyi stratejidir.

Borsalar da güvenliği sağlamak adına üzerlerine düşeni yapmalıdırlar. Borsaların bilinçli olan porsiyonu harekete geçtiler bile.
Borsa platformlarının bir kısmı, bir kullanıcının gerçekleştirdiği tüm işlemlerin birbiriyle tutarlı olup olmadığını karşılaştırma yöntemini kullanıyor. Bu yöntem işlemin normalde gerçekleştirildiği IP adresini kontrol etmek, adres ve miktarları karşılaştırarak normal dışı bir aktiviteyi tespit etmek gibi bir dizi süreçten oluşuyor. Bazı borsalar e-posta aracılığıyla onaylama seçeneği de sunuyor.

Kripto para kartı, borsa platformlarının sunduğu nispeten yeni hizmetlerden biri. Başka avantajlarının yanısıra kartlar, bakiyenizi cebinizde taşımanızı sağlayarak hackerların kapkaççılığından sizi koruyor.
Yeni nesil bazı kripto para platformları, ağın sürekli gözlem altında olmasını sağlamak adına yapay zekadan faydalanıyorlar. Bu da daha sık tarama yapılmasını sağlayarak göze batan işlemlerin ayıklanmasını kolaylaştırıyor.

Aşılacak Engeller

Güvenlik açıkları ve kullanıcının emanetine saygı duyulmaması, kripto paranın kitleler tarafından benimsenmesinin önündeki büyük engellerden biri. Lakin tek veya ana engelin bu olduğu söylenemez çünkü sektörün yüzleşmesi gereken başka problemler de var.

Kripto para sektörü hala emekleme dönemini yaşıyor. Bu başlangıç evresi için oldukça yüksek bir performans ve potansiyel sergilese de adaptasyonun, önümüzdeki beş yıldan evvel gerçekleşmeyeceği ortada. Kripto paranın kamusal alanlarda kabul görmesi ise bundan daha uzun zaman alabilir. Bunun arkasında güvenlik sorunları kadar etkili olan ölçeklenebilirlik ve teknoloji okuryazarlığının yetersizliği gibi başka etkenler de var.

Adaptasyonun önündeki engellerden biri, hukuki çerçevelerin yoksunluğudur. Merkezileşmiş kripto para borsaları daha sıkı denetimlere ve müşteri ilişkilerine tabi tutulursa kullanıcı tabanı artabilir. Regülasyonlar kişilere bir güvenlik ve profesyonellik teminatı verebilir. Tabi bu regülasyonların, gelişmeleri sıkboğaz etmemesi ve sektörün serpilmesini engellememesi şart zira sektörün önündeki tek veya en ağır engel bu değil.

Laftan Önce Eylem

Bu deyim aslında oldukça iyi bir tavsiye teşkil ediyor. Bir borsanın sizi kandırmadığından emin olmak istiyorsanız, platformu saldırılara karşı nasıl savunduklarına ve geçmişteki vakaları nasıl değerlendirdiklerine bakmalısınız. Sahtekarlık ve dolandırıcılık karşıtı analizlere yatırım yapan bir platforma güvenmek daha makbuldur çünkü bu amaç uğruna akıtılan para aslında size güvenlik olarak geri döner.

Birçok platform, bağımsız kurumlar tarafından gerçekleştirilen denetimlerden geçer. Bu denetimlerin sonuçları raporlar halinde yayınlanır ve platformun tüm kirli çamaşırları ortaya serilir. İtibarını korumak isteyen, kullanıcısına kol kanat geren platformlar bu raporları yayınlarlar ve yayınlamak konusunda da bir sakınca görmezler. Kullanıcılar bu raporlar aracılığıyla, ekonomik teminatına sırtını yasladığı şirketin gülü ve zayıf yanlarını, aldığı önlemleri ve giderdiği sorunları görebilir. Eğer bir kullanıcı, kendisini dinleyecek ve problemini giderecek bir borsayla çalıştığını hissediyorsa hem karşılıklı güven sağlanmış olur, hem de her iki taraf bu ilişkiden kar edebilir.

Bazı borsalar, ‘bug avı’ etkinliklerine katılırlar. Bu etkinliklerde beyaz şapkalı hackerlar platforma giriş yapmaya çalışarak sistemdeki açıkları tespit etmeye çalışırlar. Bir tür siber hırsız-polis oyunu denebilecek bu etkinlikler sayesinde, korsan bayrağını çekmiş hackerlar daha saldırıya geçmeden problemler giderilmiş olur. Bug avı etkinliklerine büyük şirketler ve hatta devletler katılmaktadır çünkü bir açığı tespit etmenin en iyi yolu, o açığı arayan kişinin yerine kendini koymaktır.

Nihayetinde, borsalar ve kullanıcılar el ele verdiği sürece, tetikte ve tedbirli olunduğu sürece, sektör gelişerek bünyesine farklı elementleri kattığı sürece işlerin yolunda gitmesi çok daha muhtemel. Öte yandan problemlerin asla tam olarak giderilemeyeceği, tek bir çözümün her soruna işlemediği unutulmamalı çünkü söz konusu olan şey sizin bakiyeniz, alın terinizle kazandığınız paranızdır.

Günümüzde Kripto Para Borsacılığı

Günümüzde bulunan yüzlerce borsa her gün operasyonlarını geliştirmek ve kullanıcılarına daha iyi hizmet sunmak amacı ile çalışıyorlar. Bunu hem teknik hem de somut anlamda gerçekleştiriyorlar. Borsalar gerek güvenlik anlamında alt yapı çalışmalarını güçlendiriyor, gerekse kullanıcıların hesaplarına sadece kendilerinin erişmesi için birçok protokol inşa ediyorlar.

Ayrıca kullanıcı deneyimi arttırmak için de yine her gün geri dönüşlere yönelik güncellemeler gerçekleştiriyorlar. Dijitalin ötesine çıkarak Binance ve Huobi gibi somut çalışmalar düzenleyen borsalar da bulundukları lokasyonlarda ki operasyonlarını güçlendiriyorlar. Örneğin meetup’lar, yerelleştirme çalışmaları gibi süreçler ile kullanıcıların borsa ile bağını güçlendirmeye çalışıyorlar. Tabii ki tüm bu süreçler bahsettiğimiz gibi her borsa için geçerli değil ve geçerli olan borsaların da güvenilirliğini kesinleştirmiyor. Bunları tespit etmek, hangi borsa üzerinde işlem yapacağınıza karar vermek yine sizlere kalıyor. Borsaların resmi hesapları, yayınladıkları raporlar ve kullanıcıların genel anlamda paylaştıkları deneyimleri bu konularda bilgilenmeniz için oldukça iyi kaynaklar olabiliyor.

En Güvenli Kripto Borsasını Nasıl Seçeceğim? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/en-guvenli-kripto-borsasini-nasil-sececegim-47904.html/feed 0
Sınırlı Arz Kripto Paraları Nasıl Etkiliyor? https://koinbulteni.com/sinirli-arz-kripto-paralari-nasil-etkiliyor-47399.html https://koinbulteni.com/sinirli-arz-kripto-paralari-nasil-etkiliyor-47399.html#respond Sun, 27 Oct 2019 18:00:53 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47399 Yalnızca Belli Miktarda Kripto Para Üretmek İnceleyeceğimiz konu kendi içinde oldukça tartışmalıdır ve farklı firmaların ve platformların konuya yaklaşımı da birbirinden oldukça farklıdır. Dünyanın en tanınmış kripto parası olan Bitcoin,…

Sınırlı Arz Kripto Paraları Nasıl Etkiliyor? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Yalnızca Belli Miktarda Kripto Para Üretmek

İnceleyeceğimiz konu kendi içinde oldukça tartışmalıdır ve farklı firmaların ve platformların konuya yaklaşımı da birbirinden oldukça farklıdır.

Dünyanın en tanınmış kripto parası olan Bitcoin, 21 milyon adetle sınırlı bir arza sahiptir. Bu miktardan daha fazla Bitcoin üretilemez. 21 milyonun da %80’i geçtiğimiz Nisan ayı itibariyle üretildi. Bitcoin, üretildikçe üretimi yavaşlayan bir kripto paradır. Yani yeni bir Bitcoin’in dolaşımda olduğu süre içinde dolaşıma giren Bitcoin sayısı gittikçe düşer. Elbette Bitcoin arzının tamamının kullanılmaya başlanması yakın zamanda gerçekleşecek değildir. Hatta, Bitcoin ürettikçe üretimin yavaşladığı göz önüne alınırsa 21 milyonun tamamı ancak 2140 yılında çıkarılmış olacaktır.

Bitcoin’de olduğu gibi sınırlı arzı savunanlar, bunun dijital kıtlığa neden olduğunu iddia etmektedir. Talep yükseldikçe arz aynı kalırsa, fiyatlar artar. Bu da kripto parayı daha değerli kılar. Yine bu görüşü savunanlar ayrıca sınırlı arzın kripto parayı geleneksel finans enstitülerinden ayırdığını da iddia etmektedir. Çünkü ülkelerin finans merkezleri, nicel genişleme adı verilen bir yöntem kullanarak gerekli görüldüğü noktada daha çok para basabilirler. Daha çok paranın basılıp dolaşıma girmesi sonucu enflasyon artar ve cebinizdeki 1 TL’nin değeri düşer. Kripto paranın arzının sınırlı olması piyasasında enflasyon oluşmasını engeller.

Fakat kripto paranın kitleler tarafından benimsenmesini isteyenler, sınırlı arzın ters teptiğini düşünmektedirler. Kripto paranın miktarının çok da fazla olmadığını bilen kişiler harcama yapmak istememekte; bu nedenle kripto para insanların yatırım amacıyla istiflediği bir değer haline gelmektedir. Ekonomide, eğer bir aktif varlığı sınırlı sayıdaysa yıpranması mümkün değildir. Yani aslında kripto yatırımcıları, fiyatlar düşsün diye beklerken bu hiç gerçekleşmeyebilir. Gerçek hayatta enflasyon, insanların ceplerindeki paraya tutunmamalarını ve harcamalarını sağlayan bir güçtür aynı zamanda.

Enflasyon Afeti

Enflasyon, ekonomilerin korkulu rüyalarındandır. Biriktirdiğiniz paranın alım gücünün düşmesi anlamına gelir. Yani, 1919 yılında 1 dolara aldığınız bir ürünün 2019 yılında fiyatı 14 dolar 81 cent olacaktır. Çünkü o 1 dolarınızın alım gücü düşmüştür.

Enflasyona maruz kalan piyasalarda borçlanma şahlanır, ekonomiler kendi olanaklarının çok üstünde işlev göstermek zorunda kalırlar. Enflasyonun uç seviyelere ulaşmasına hiperenflasyon ismi verilir ve bir ülkenin para birimini kullanılamayacak kadar değersiz kılar. Örneğin Zimbabwe’de 2000 yılında enflasyon oranı %59′ iken, 2008 yılında bu oran %80.000.000.000 olmuştur. Evet, doğru okudunuz, 80 milyarı bulan enflasyon oranı sebebiyle ülke kendi para birimini ortadan kaldırmak zorunda kaldı çünkü 175,000,000,000,000,000 Zimbabwe doları yalnızca 5 Amerikan Dolarına tekabül ediyordu.

Hiperenflasyonun afet etkisine maruz kalan ülkelerden biri olan Venezuela, aynı zamanda halkı kripto parayı en çok benimseyen ülkelerden de biri. Yapılan sokak röportajlarında yapılan yorumlara göre halk, kripto parayı kendi para birimlerinden daha az volatil ve daha çok güvenli bulduğu için tercih ediyor.

Bitcoin’in de içinde bulunduğu bazı kripto paraların arzı sınırlı. Ekonomistler bu nedenle bu kripto paraları ‘dijital altın’ olarak da tanımlıyorlar. Dolaşıma daha çok kripto para girdikçe, kripto paranın genel fiyatı düşecektir fakat sınırlı arz, burada ters etki yapabilir; yani Bitcoin’in bir tasarruf aracı olarak fiyatının yükselmesine sebep olabilir. Kripto paranın izlediği bu yöntem, günümüzde gördüğümüz global ekonomilerden daha dengeli bir piyasa oluşmasını sağlayabilir.

Ethereum’un genel bir üst limiti yok, onun yerine her yıl sisteme belli bir miktar yeni kripto para akıtılıyor. Limit olmaması sebebiyle Ethereum enflasyona tabi olsa da her yıl yeni paraların dolaşıma girmesiyle bu oran düşüyor.

Sınırlı Arza Karşılık Tüketici Tavrı

Dünyadaki birçok ekonominin temel prensibi, parayı beklemekten hemen kazanmak ve hemen harcamak üzerine kuruludur. Çünkü bekleyen para enflasyon sebebiyle değerini yitirebilir. Dolayısıyla bu prensiple çalışan ekonomilerde devlet de bireyler de kredi aracılığıyla borçlanırlar.

Enflasyon karşıtı — yani deflasyonel — aktif varlıklarına sahip kişiler, yatırım yapmaya daha yatkın olurlar çünkü varlıklarının tamamını eritmek yerine bir kısmını ayırarak gelecekte değerinin artmasını beklemeyi tercih ederler.

Bu elbette kripto para kullanıcılarının hiçbir zaman harcama yapmayacağı anlamına gelmez. Kripto kullanıcıları aynı zamanda gerçek hayatta tüketiciler de olduklarından gıda masrafı, ev taksitleri ve yakıt giderleri gibi yaşamsal ihtiyaçlarına para harcamaya devam edeceklerdir — bu ihityaçların gelecek yıllarda ucuzlayabileceğini bilseler bile. Ayrıca, kimse sırf deflasyonel varlıklara sahip diye zevklerinden ödün vermeyecektir. İnsanlar yine sinemaya gitmek, akşam yemeğine çıkmak ve seyahat etmek isteyecekler; bu zevkleri için para da ayıracaklardır. Kripto paraların sınırlı arzı ve deflasyonel yapısı, yalnızca insanları harcama yaparken iki kere düşünmeye itecektir; harcamaları tamamen sonlandırmayacaktır.

Sınırlı arz sistemi yardımıyla kripto para, insanların borçlanmaya karşı bakış açısını da değiştirebilir. Lüks için kredi çeken birinin her taksitte yükselen miktarlarda ödeme yapması gerektiğini bilmek, insanları borçlanmadan önce dikkatli olmaya ve bütçe yapmaya itecektir. Bu sayede toplumun refahı da uzun vadede artabilir.

Deflasyonel Varlıkların Kötü Yanları

Hiperenflasyon örneklerinde olduğu gibi, deflasyonun da kendine has zararları vardır zira terazinin dengesini bozan bir güç olduğu aşikardır.

Deflasyonda daha az kişi harcama yapmak isteyeceği için talep düşecektir. Talebe rağmen fiyatlar da düşmeye devam edecektir. Daha az kişinin daha düşük fiyatla satın alması, firmaları ve devleti açıkta bırakacak; bu nedenle vatandaşlara ve çalışanlara ödenen maaş da düşecektir. Ekonomi küçülmeye başlayabilir ve ülke parasal anlamda sıkıntıya düşebilir. Bu sebeple firmalar kapanabilir.
Bu senaryoya deflasyon ölüm sarmalı denir.

Senaryo neredeyse bir yarışma gibidir. İşletmeler müşteri çekmek adına fiyatlarını düşürdükçe düşürürken müşteriler daha da düşük fiyatların gelebileceği bilinciyle paralarını işletmelerden esirgerler. Fakat bu yarış, herkesin kaybetmesi ve ekonominin daralmasıyla sonuçlanabilir.

Fakat ekonomi, kendini temizleyebilen bir deniz gibidir. Eğer ülke ekonomisinin temelleri bireylerin borçlanması üzerine kurulu değilse, ekonomi kendini bir şekilde dengeleyecek ve bu sarmaldan çıkacaktır. Çünkü bireyler, temel ihtiyaçlarını gidermek zorundadır ve bu nedenle bir şekilde piyasaya para akıtırlar. Bu para aracılığıyla ekonomi dengelenebilir.

Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda kripto paralar bir çıkmazdadır. Gelecekte daha değerli olacağını bilmelerine rağmen insanların gündelik kullanımda kripto parayı benimsemesi nasıl sağlanabilir?

Kripto camiası, bunun ancak yemek siparişi ve kahve gibi basit şeylerin de kripto parayla ödenmesi sonucu gerçekleştirilebileceğini savunuyor. Yani, insanlar ne kadar kullanımına tanık olur ve kullanmaya maruz kalırlarsa o kadar bu teknolojiye alışıyorlar. Böylece kripto paranın kullanışlı yanları keşfedilebiliyor, kripto paraya talep artıyor, talep artınca işletmeler de kripto para kullanımını yürürlüğe koymak zorunda kalıyorlar. Anlayacağınız ekonomik bir reform bu şekilde gerçekleşebiliyor.

Madenciliğin Biteceği Gün

Gün gelecek ve üretilmesi gereken Bitcoin kalmayacak. Yani madencilik son bulacak. Hiçbirimizin acelesi yok çünkü buna daha 120 yıl var.

Tüm Bitcoin’lerin üretilmiş olmasından en çok madenciler etkilenecek. Ürettikleri her blok için ödül alan madenciler zamanla daha az ödül alıyor olacaklar ve günün birinde ödüller tamamen bitecek. Satoshi Nakamoto, bu duraksamaya erişildiği zaman madencilerin görevinin blok üretmekten işlem doğrulamaya kayacağını öngörüyor zira yeni bloğa ihtiyaç duyulmasa bile işlemlerin blockchain’de doğrulanması gerekecek. Blok üretmekten işlem doğrulamaya geçişin yarattığı kaybı kapatmak isteyen madencilerin fiyatları yukarı çekmesi söz konusu olabilir; bu durumda da kullanıcılar işlem önceliğini sağlamak adına daha yüksek ücretler ödemek zorunda kalabilirler.

Bitcoin miktarı durağan hale gelip fiyatlar düşmeye başladıkça, kripto paranın bölünebilirliği hayati bir rol oynayacak çünkü ancak bu şekilde talebe uygun tedarik sağlanabilecek. Bölünebilirlik, 2 TL’lik bir ürün alıp 5 TL banknotu uzattığınızda, 3 TL para üstü alabilmenize verilen isimdir.

Bitcoin’in sekiz adet ondalık hanesi var, bu şekilde küçük işlemler de yapılabiliyor. Satoshi Nakamoto bunun bizzat ve kasten, tüm Bitcoin’ler dolaşıma girdiğinde tedariği sürdürmek amacıyla yapıldığını belirtti.

Ethereum tokenleri 18 ondalık haneye sahiptir. Bu oldukça avantajlıdır çünkü Ethereum’un başka kripto paralara veya itibari paralara çok daha kolay çevrilebileceğini gösterir.

Zaman içerisinde bölünebilirliğin bir kripto para için ne kadar hayati olduğu daha da anlaşılacaktır. 2017 yılında 3.8 milyon Bitcoin çalınmalar ve başka olaylar sebebiyle kayboldu. Kaybolan Bitcoin’lerin, toplam arzın %18’i olduğu düşünülürse bu gerçekten çok büyük bir kayıptır ve bu rakamın daha da artacağı ortadadır.

Gerçekten Bir Para Birimi

Bitcoin’in ve tüm kripto paraların gerçekten para birimi olarak sayılıp sayılamayacağı hala bir tartışma konusudur. Bazı kripto projeleri, yarattıkları para biriminin aktif olarak kullanılmasını ve dolaşmasını isterlerken bazıları ise çok sınırlı miktarlarda paralar yaratarak yalnızca yatırımcılara hitap etmeyi amaçlıyor.

Fakat kripto para piyasasının, ekonominin geleneksel kurallarından etkilendiği ve bu kurallar etrafında şekillendiği düşünülürse bir para gibi davrandığı söylenebilir. Halihazırda yatırım aracı olarak kullanılan kripto para gündelik hayatımıza da sızarsa, para birimi mertebesine yükselecektir.

Bu noktada arz, neredeyse para biriminin varlığının özünü oluşturmaktadır zira parayı kağıt parçasından ayıran, onu pahalı kılan anlamdır.

Sınırlı Arz Kripto Paraları Nasıl Etkiliyor? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/sinirli-arz-kripto-paralari-nasil-etkiliyor-47399.html/feed 0
Kripto Para Cüzdanınızın Korkulu Rüyası: Hacklenmek https://koinbulteni.com/kripto-para-cuzdaninizin-korkulu-ruyasi-hacklenmek-47282.html https://koinbulteni.com/kripto-para-cuzdaninizin-korkulu-ruyasi-hacklenmek-47282.html#respond Sat, 26 Oct 2019 18:00:58 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47282 1- Cüzdanım Hacklendi! Ne Yapabilirim? Doğruyu söylemek gerekirse olay çoktan gerçekleştiği için yapabileceğiniz pek bir şey yok. Cüzdanınıza göz attınız. Tüm koinlerinizin havaya karışmış ve bilinmedik bir adrese birçok transfer…

Kripto Para Cüzdanınızın Korkulu Rüyası: Hacklenmek isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
1- Cüzdanım Hacklendi! Ne Yapabilirim?

Doğruyu söylemek gerekirse olay çoktan gerçekleştiği için yapabileceğiniz pek bir şey yok.

Cüzdanınıza göz attınız. Tüm koinlerinizin havaya karışmış ve bilinmedik bir adrese birçok transfer yapılmış. Geçmiş olsun, bu hacklendiğiniz anlamına gelir.

Kripto paralar doğası gereği anonimdir. Yani, koinin kodunu elinde tutan koine ‘sahip’ sayılır. Yani eğer elinizden kayıp gittiyse, ‘sahiplik’ başkasına gitmiştir.
İşlem yapılan adresi takip etmeyi deneyebilirsiniz ama elinize pek bir şey geçmeyecektir. Cüzdanınızı sağlayan firma ile iletişime geçin ve muzdarip tek kişi olup olmadığınızı öğrenin. Ayrıca bilgisayarınızı ve cep telefonunuzu da güvenlik açıklarına karşı korumaya almayı unutmayın.

Eğer kripto paranızı bir borsa cüzdanında tutuyorduysanız ve borsa hacklendiği için paralarınız çalındıysa, kısmen telafi edilebilirsiniz.

Yine de sırtınızı üçüncü şahıslara yaslamak yerine cüzdanınızın güvenliğini önceden sağlamanız ve cüzdanınızı doğru kullanmanız çok daha yararlıdır.

2- Hackerlar Nasıl Benim Kripto Paramı Çalabiliyorlar?

Hackerlar, sizin insani hatalarınızdan, gözden kaçırdığınız noktalardan ve dikkatsizliğinizden faydalanırlar.

En yaygın dolandırıcılık türü oltalamadır (phishing). Oltalama şu şekilde gerçekleşir:
Hackerlar sanki sizin cüzdan sağlayıcınızdan geliyormuş gibi görünen bir e-posta gönderirler. Bu e-postanın içinde, sizin cüzdan sağlayıcınıza çok benzeyen bir link bulunur. Bu linki orijinalinden ayırt etmek çok zordur çünkü sadece birkaç harf değişikliği içerir. Hatta hackerlar bir adım ileri gidebilir, sahte linki doğru URL’nin içerisine gizleyebilirler. Böylece siz doğru olduğunu zannettiğiniz linke tıkladığınızda sizi sahte linke yönlendirebilirler.

En büyük oltalama skandallarından birine, 24 Nisan 2018 tarihinde My Ether Wallet kullanıcıları maruz kaldı. DNS hacklenmesi sonucu kullanıcılar toplamda 150.000 dolara tekabül eden ETH kaybettiler.

Oltalama ve dolandırıcılık dışında hackerlar sizin dikkatsizliğinizden faydalanırlar. Örneğin özel anahtarlarınızı e-postanızda tutmak, özel anahtarlarınızı alenen paylaşmak, korunmasız ağlarda özel anahtarlarınızı kullanmak gibi hatalarınız; hackerların bilgilerinize ulaşmasına ve ceplerinizi boşaltmasına sebep olabilir.
Yüksek miktarlarda token bulundurmak ve büyük işlemler gerçekleştirmek de hackerları üzerinize çekebilecek hareketlerden biridir.

3- Tamam Da Anahtarlarımı Nerede Saklamalıyım?

Offline olarak saklamak her zaman online olarak saklamaktan daha iyidir.

En sık yapılan hatalardan biri anahtarlarınızı e-posta adresinizde, Google Drive’da, Dropbox’ta veya akıllı telefonunuzun notlarında saklamaktır. Başta kullanımı kolay gibi görünen bu yöntemlerin hacklenmesi de aynı şekilde kolaydır çünkü hackerlar sizin zaaflarınızı bildiklerinden ilk olarak bu kısımları yoklarlar. Koinlerinize kol kanat germek istiyorsanız daha az bariz bir yerde saklamalısınız. Offline olabilmek adına bir USB’nin içine kaydetmeyi deneyebilirsiniz. Ya da eski usül, anahtarlarınızı bir kağıda not alıp kağıdı da çocukların ve meraklı akrabaların ulaşamayacağı bir yerde saklayabilirsiniz.

4- Anahtarlarımı Kaybedersem Nolur?

Kullandığınız cüzdan tipine bağlı olarak seçenekleriniz değişir.

Birçok yazılımsal cüzdan için sadece 12 kelimelik yedek ipucunuzu hatırlamanız yeterlidir. Pin’inizi unuttuysanız uygulamayı silip, yedek ipucunuzu girip yeni bir pin belirlemeniz daha uygundur.

Pin kodları yerine yüz tanıma ve parmak izi tanıma teknolojisinden faydalanan cüzdanlar da var. Örneğin Lumi uygulaması bu teknolojiyi destekliyor.

Yedek ipucunuzu hatırladığınız sürece paçayı kurtarırsınız. Lakin yedek ipucunuzu unutursanız cüzdanınıza erişiminiz kesilir. Bu noktada teknoloji dahi sizi kurtaramaz. Elinizden ancak bir soğuk su içmek ve mucizevi bir şekilde ipucunuzu hatırlamayı beklemek gelir.

5- Her Giriş Yaptığımda Cüzdanım Yeni Bir Adres Belirliyor. Bu Normal Mi?

Evet, bu cüzdanınızın güvenliğini sağlamak için neredeyse zorunlu denebilir.

Bu yönteme HD-Safe ya da hiyerarşik belirlenimci kasa denir. Her para gönderdiğinizde ve her para tahsil ettiğinizde cüzdanınıza yeni bir adres atanır. Bu oldukça kullanışlı bir yöntemdir çünkü işlemlerinizin takip edilmesini zorlaştırır ve hackerların bakiyenizi öğrenememesini sağlar.
Yine de yüklü işlemler gerçekleştirecekseniz birden fazla seferde yapmakta fayda var.

6- İdeal Kripto Para Cüzdanı Hangisidir? En Güvenli Cüzdanı Nasıl Bulabilirim?

Böyle bir cüzdan yoktur. Offline ve online cüzdanların hepsi farklı güvenlik mekanizmalarına sahiptir ve hepsinin avantajları ve dezavantajları vardır.

Var olan online bulut cüzdanların büyük çoğunluğu — bunlara ‘sıcak cüzdan’ da denir — iki aşamaları doğrulama sistemi kullanır. Yani e-posta adresiniz hacklense bile doğrulama yapılmadığı sürece cüzdanınıza giriş yapılamaz. Bilgisayarınıza bir program gibi yüklediğiniz veya akıllı telefon uygulamasından ulaştığınız bu sıcak cüzdanlar 12 kelimelik yedek ipuçlarına ve pin koduna sahiptirler. Bu sayede anahtarınızı unutursanız veya hacklenirseniz cüzdanınıza erişebilmeniz sağlanır.

‘Soğuk cüzdan’ olarak tabir edilenler ise USB şeklinde veya kendine has bir dizayna sahip donanımsal cihazlardır. Şimdilik en güvenli yöntem soğuk cüzdanlar olarak görülmektedir fakat yeni yapılan araştırmalar bu cihazların da yıkılmaz kaleler olmadığını kanıtlamaktadır. Düzenli olarak cüzdanınızı güncellemek ve anahtarlarınızı dikkatle saklamak hala en emin yoldur.

Hangi tür cüzdan kullanırsanız kullanın, akıllı telefonunuzun ve bilgisayarınızın kötücül yazılımlardan arınmış olduğundan ve sıkıca korunuyor olduğundan emin olun.

Bu kadar çetrefilli bir işle ben uğraşmak istemem diyorsanız siz iyisi mi kripto paralarınızı yastığınızın altında saklayın.

Kripto Para Cüzdanınızın Korkulu Rüyası: Hacklenmek isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/kripto-para-cuzdaninizin-korkulu-ruyasi-hacklenmek-47282.html/feed 0
Paylaşım Ekonomisi Nedir? https://koinbulteni.com/paylasim-ekonomisi-nedir-47284.html https://koinbulteni.com/paylasim-ekonomisi-nedir-47284.html#respond Mon, 30 Sep 2019 19:02:00 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47284 1- Paylaşım Ekonomisi Nedir? Merak etmeyin, Sovyet Rusya’ya dönmüyoruz. Paylaşım ekonomisinin özü, bireylerin ürün ve hizmetlerini başka bireylerin ürün ve hizmetleri karşılığında takas etmesidir. Belki terimin kendini daha önce duymamıştınız…

Paylaşım Ekonomisi Nedir? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
1- Paylaşım Ekonomisi Nedir?

Merak etmeyin, Sovyet Rusya’ya dönmüyoruz. Paylaşım ekonomisinin özü, bireylerin ürün ve hizmetlerini başka bireylerin ürün ve hizmetleri karşılığında takas etmesidir. Belki terimin kendini daha önce duymamıştınız ama uygulamaya şahit olduğunuza eminiz.

Günümüzde onlarca uygulama ve web sitesi aracılığıyla ikinci el ürün satın almak, hatta ürünleri belli bir zaman aralığında kiralamak mümkün. Bu servislerden yararlanmak genelde ücretsiz ama bazı servisler ufak bir miktar ücret talep edebiliyorlar.

Satın almak yerine kiralamayı seçenler, nadir kullanacakları bir ürün için ekstrem paralar ödemek zorunda kalmayarak tasarruf ediyorlar. Ürününü kiraya verenler de oturdukları yerden, az kullandıkları ürünler üzerinden cep harçlığı elde ediyorlar.

Bilindik web siteleri ve uygulamaların yanısıra bazı teknoloji kurdu firmalar da bireyler arası paylaşım yapılabilen platformlar kurma girişimindeler.

Paylaşım ekonomisi daha çiçeği burnunda bir ekonomi olduğu için sektördeki firmalardan ve verdikleri hizmetlerden halk pek haberdar değil. Fakat bu ekonominin en ünlü iki örneği Airbnb ve Uber, hizmet verdikleri şehirlerde tozu dumana katıyorlar. Ev açma/paylaşma servisi Airbnb ve Türkiye’deki olaylardan dolayı ismini sık duyduğumuz araç paylaşım servisi Uber; paylaşım ekonomisine sermaye akıtan iki dev isimden biri haline geldiler.

2- Neleri Paylaşabiliriz?

Paylaşım ekonomisinin potansiyeli elbette ev kiralama ve araç kiralamadan çok daha fazlası.

Son yıllarda yüzlerce platform, farklı segmentlerden bireylere hitap etmek amacıyla açıldı. Çok spesifik bir eşyayı kiraya vermek istiyorsanız bile, eminiz ki uygun platformu bulacaksınız.

Mesela paylaşım örnekleri arasında şehirde yaşayanlar için bahçe ve bahçecilik işleri paylaşımı, turistik gezi paylaşımı, kitap takası, başkasının köpeğini ücret karşılığı gezdirmek, bir restoranda akşam yemeği paylaşımı ve el işi malzemeleri takası gibi ilgi çekenleri de var.

Yukarıda saydıklarımız buzdağının görünen kısmı. Yeni firmaların sektöre giriş yapmasıyla en niş fikirler için bile bir platform ortaya çıkacak.

3- Bir Bahçe Veya Bir Köpek Ödünç Alabiliyorum… Ama Bunun Ne Yararı Var?

Daha ne olsun; çevreye ve ekonomiye yararı var.

Bir de bu açıdan bakalım: Düşünün ki 10 kişinin her birinin kendi arabası var ve arabalarını sık kullanmıyorlar. İşe giderken araba paylaşmayı sağlayan servisler sayesinde bu 10 kişi ayrı ayrı araba satın almak yerine aynı yöne giden kişilerle beraber seyahat edebilir ve karbon salınımını azaltırken araba bakımının maliyetlerinden kısabilirler.

Özellikle ‘sahip olma’ kavramına dair fikirlerimizi değiştirirsek paylaşım ekonomisi bize fayda sağlar. Sırf lüks diye bir ürünü satın almak yerine, ihtiyacımız olduğu noktada kiralarsak bütçemize katkıda bulunabilir ve arttırdığımız parayı daha verimli harcayabiliriz.

Paylaşmak, toplumun birbirine kenetlenmesini ve bireylerin içinde yaşadıkları cemiyete daha bağlı hissetmelerini sağlar. Mesela hep bir hayvanınız olsun istediniz ama apartmanda beslemenize izin yok mu? Bir başkasının köpeğini gezdirip köpekle birkaç saat geçirerek içinizdeki ukdeyi giderebilirsiniz. Üstelik bu işten cep harçlığınızı çıkarabilirsiniz ve hayvan bakmanın maliyetini üstlenmenize de gerek kalmaz. Üstüne üstlük bir başkasının evden uzaktaki işlerini halletmesine yardımcı olabilirsiniz.

4- Evimizi Ve Arabamızı Ödünç Vermenin Hiç Kötü Yanı Yok Mu?

Değerlerini piyasaya süren kişi için güven en büyük sorundur. Hiç tanımadığınız birine arabanızı veya evinizi veya köpeğinizi ödünç vermek gerçekten kolay değildir.

Paylaşım ekonomisine kaide olan platformlar bu sıkıntıyı puanlama sistemiyle gidermişlerdir. Yüksek puanlı alıcılar ve satıcılarla çalışmak daha tercih edilebilir bir durumdur. Eğer ürününüz sorunlu iade edildiyse veya hiç iade edilmediyse, platformlar bunun peşine düşmekle ilgili çalışmalar da yapmaktadır.

Potansiyel müşterileri bu ekonomiye giriş yapmaktan alıkoyan sebeplerden biri de sektörün farklı platformlar arasında fazlaca dağınık olması. Her farklı hizmet için yeniden üye olmak zorunda kalmak müşteriler için angarya bir hal alabiliyor.

Bunun yanısıra bu platformlarda evlerini, arabalarını ve daha birçok varlıklarını kiraya veren kişiler platformların yüksek kullanım ücretlerine maruz kalabiliyor.

5- Paylaşım Ekonomisinin Boyutu Nedir?

Elde edilen istatistikler gerçekten sarsıcı nitelikte.

Veri toplama firması Statista’ya göre 2016 yılında ABD’de 44.8 milyon kişi paylaşım ekonomisi platformlarından faydalanmış. Bu sayının 2021 yılına dek iki katına çıkarak 86.5 milyona ulaşması bekleniyor.

Airbnb kurulduğu 2008 yılından bu yana 200 milyonun üzerinde rezervasyon yapılmasını sağladı. 2017 yılında toplamda 4 milyar seyahatin yapılmasına vesile olan Uber ise dünya çapında 3 milyon sürücüsü ve 75 milyon müşterisi olduğunu bildirdi. Kaldı ki bunlar yalnızca bilindik iki firmaya ait rakamlar.

Paylaşım ekonomisi neredeyse ışık hızında büyüme göstermesinin yanısıra bu büyümenin sürdürülebilir kalmasını da sağladı. 2025 yılına dek bu sektörün işlem hacminin 705 milyar doları geçmesi bekleniyor.

6- Doğru Tahmin Ettiniz: Blockchain Bu Sektöre De Yenilik Getirebilir

Sektörün yayılmasını engelleyen, eski nesillerdeki güvenlik kaygılarının azalmamasına sebep olan problemler blockchain ile çözülebilir.

En başta, blockchain işlemlerin daha güvenli olmasını ve işlem bilgilerini değiştirilememesini sağlar. Takası yapılan değerlerin kime ait olduğu, takas süresi, takasın tutarı gibi bilgiler herkesin ulaşabileceği bir zincirde saklanır. Bu sayede bilgiler tarafsız şekilde korunur.

Ayrıca akıllı sözleşmeler aracılara gereksinimi kaldırabilir ve sözleşmelerin içine yazılan komutlar sayesinde takasın her iki tarafa uygun şartlarda gerçekleştirileceğinden emin olunmasını sağlar. Böylece hukuki anlamda geçerli ve tutarlı bir belge her iki tarafın elinde bulunmuş olur.

Bazı platformlar da ekonominin dallanıp budaklanmış firmalarını ve platformlarını bir araya getirerek herkesin tek bir kanaldan takas yapabilmesini sağlayacak yöntemler arayışına girmiş durumdalar. Kripto para kullanımı, bu platformlar arası işlem sorununa da çözüm getirebilir.

Paylaşım Ekonomisi Nedir? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/paylasim-ekonomisi-nedir-47284.html/feed 0
Gıda ve Tarım Sektöründe Blockchain Rüzgarları https://koinbulteni.com/gida-ve-tarim-sektorunde-blockchain-ruzgarlari-47278.html https://koinbulteni.com/gida-ve-tarim-sektorunde-blockchain-ruzgarlari-47278.html#respond Fri, 27 Sep 2019 19:00:07 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47278 Ekolojik endişelerin herkesi etkisi altına aldığı çağımızda üretim ve tüketim yollarımıza yenilikler getirmek zorunda olduğumuzun farkındayız. Dünyanın gidişatı iyi görünmemekle birlikte bunu tersine döndürmek veya yavaşlatmak bizim elimizde. Teknolojinin nimetlerini…

Gıda ve Tarım Sektöründe Blockchain Rüzgarları isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Ekolojik endişelerin herkesi etkisi altına aldığı çağımızda üretim ve tüketim yollarımıza yenilikler getirmek zorunda olduğumuzun farkındayız. Dünyanın gidişatı iyi görünmemekle birlikte bunu tersine döndürmek veya yavaşlatmak bizim elimizde. Teknolojinin nimetlerini doğanın nimetleriyle birleştirebilir ve hem toplum, hem doğa için en optimum çözümü bulabiliriz. Bu çözüme ancak tüketim alışkanlıklarımızı inceleyerek başlayabiliriz. Tüketimimizin en büyük porsiyonu gıda sektörüne aittir. Bu konu başlığı altında, gıdanın soframıza ulaşma yolculuğunun başına gitmemiz elzemdir.

1- Yiyeceklerimizin Nereden Geldiğini Bilmek Mümkün Müdür?

Aslında evet. Birçok firma, alışveriş yapan insanların satın aldıkları ürünlerin kaynağını ve ellerine ulaşma sürecini izleyebilmelerini sağlayan hizmetler sunmaktadır ama bu hizmetlerin uygulanması, perakendecilerin şeffaf olmayı kabul etmesine bağlıdır.

Meve, sebze veya et almak için markete uğradığınızda ürünlerin paketlerinde menşei ülke ve üretim yeri yazmaktadır. Bazı üreticiler çiftliklerin durumu veya üretim sürecine dair kısa bilgiler de verebilirler. Lakin bir ürünü, hammadde halinden son tüketiciye ulaştığı ana dek adım adım takip etmek imkansıza yakındır. Hatta birçok toptancı veya perakendeci de ürünün kat ettiği bu yolcuğu tam olarak bilmezler.

Gıda sektörüne dair endişeler de işte bu noktada filizlenmektedir çünkü yiyeceğimizin geldiği yeri bilmemek, sağlığımıza yapacağı etkiden emin olamamak anlamına gelir. Tedarik zincirinin ne noktasında sorun oluştuğunu, gıdadaki problemin ne noktada ortaya çıktığını anlayamamak büyük bir kayıptır.

Blockchain bu problemin çözülmesinde ve şeffaflık getirilmesinde gıda sektörünün bir numaralı yardımcısı olacaktır çünkü problemlerin hangi aşamada baş gösterdiğini anlamayı mümkün kılacaktır.

2- Geçmişte Yaşanan Gıda Güvenliği Sorunları Nelerdi?

Eğer hepsini saymaya kalkarsak makalemiz ne yazık ki sizin okuyamayacağınız, bizim de yazamayacağımız kadar uzun olur. En yakın zamanlarda yaşanan birkaç tanesine göz atabiliriz.

2018 yılında Amerika’da, ülkede üretilen marulun denetlenmemesi sebebiyle bir E. Coli bakterisi salgını yaşandı. Salgın 35 eyalette yüzlerce kişiyi etkiledi. Hastanelere akın eden 200 kişiden 5’i yaşamını yitirdi.

2013 yılında Avrupa at eti skandalıyla çalkalandı. Dana eti adı altında satılan ürünlerin renklendirilmiş at eti olduğu ortaya çıktı. Üstelik bu ürünler kıtanın en büyük süpermarketlerinin raflarında bile bulunuyordu. Süpermarketler tedarikçilerini suçladı, tedarikçiler ise kendi tedarikçilerini… Bu sürecin cefasını halk çekti çünkü sarsılan güven sebebiyle et satış oranları oldukça düştü ve insanlar sağlıklarından olmamak adına et yemeyi kestiler.

Türkiye’ye gelirsek, 2015 yılında Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın yürüttüğü bir çalışma sonucu ticari amaçla üretilen ve satılan meyve-sebzelerin %21’inde pestisit, yani tarım ilacı kalıntısı bulunduğu tespit edildi. Bu tarım ilacı kalıntıları içme suyumuza, vücudumuza, toprağımıza, gelecek nesillerimizin kanına karışıyor ve tüm doğayı ileriye dönük biçimde kirletiyor.

Blockchain tüm bunların yaşanmasını engelleyebilir zira tedarik zincirinin her aşamasını kaydederek sorunun keşfedilmesine, defolu ürünlerin daha hızlı toplatılmasına, tüketicilerin ürünlere dair daha çok bilgiye ulaşabilmesine vesile olabilir.

3- Gıda Sektörüne Blockchain Uygulanabilir Mi? Örnekleri Var Mı?

Akıllı tarım çözümleri sektörü hızla büyümekte olan bir sektör ve 2020 yılına dek hacminin 26 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor. Akıllı tarım çözümleri üretkenliği ve verimliliği arttırırken, gıdaya olan talebin daha net bir şekilde tespit edilebilmesini, talebin üzerinde üretim yapılmamasını yani atık oluşmamasını da destekliyor.

Blockchain kullanmaya başlayan çiftçiler blockchain’i ‘aynı internet gibi, hayat değiştiren bir sistem’ olarak tanımlıyor. Örneğin Hollandalı bir et üretici firma blockchain aracılığıyla elde ettikleri istatistiklerin çok işelvsel olduğunu söylüyor. Danaların fabrikaya ulaştığı dakikaya kadar kaydeden blockchain, son tüketiciye ulaşan ürünün sürecinin hızlanmasını ve verimli geçmesini sağlıyor çünkü ortaya çıkan problemleri 30 saniyede tespit edebiliyor. Bu da tedarik zincirindeki diğer ürünlerin sorundan arındırılmasını ve üretimin devam edebilmesini sağlıyor. Blockchain’den çok memnun kalan firma, et üretiminin raporlarını yayınlayarak kalite ve hijyen standartlarında çalıştıklarını kanıtlıyor; müşterilerinin yüreğine su serpiyor.

Güney Kore’nin Kerala ili gıda üreticilerini blockchain’le tanıştırmayı planlıyor. Bu sayede tüm ülkeye örnek oluşturmayı ve gıda dendiğinde akla teknolojinin gelmesini sağlamayı amaçlayan Kerala ili yöneticileri sakinlerine bu sayede daha sağlıklı gıdalar sunabilmeyi istiyor. Ayrıca bu sistemde çiftçilerin de haklarının korunması planlanıyor; beklenmedik bir sorun sebebiyle hasatından olan çiftçilerin giderlerinin karşılanması ve elde ettiklerinin satılmasının sağlanması da sözkonusu.

Meyve ve sebzelerin sertifika işlemleri de blockchain ile güvence altına alınarak bilgilerin kaybolmaması sağlanabilir. Her meyve ve sebze nakliyatı ürünün üretildiği yeri, kalitesini ve hastalıklardan arınmış olduğunu belirten bir kağıt sertifika ile taşınmak zorundadır. Blockchain sayesinde bu kağıt sertifikalar yerine online bir sistem kullanılabilir. Belçika’da bu sertifikaları dijitalleştirme çalışmaları başlamış durumda.

4- Daha Güvenli Diye Daha Pahalı Mı Olmak Zorunda?

Blockchain evrak işlerine duyulan gereksinimi bitirebilir, bu sayede bürokratik işlemlerden kısılan maliyetler fiyatların artmamasını sağlar.

Tedarik zincirinde onaylama ve doğrulamayı gerçekleştiren aracılardan kurtulmak, onlara verilen ücret ve komisyonların da maliyetten düşmesi demektir. Ayrıca merkezsizleşme, küçük çiftliklerin organize firmalarla yarışabilmesine olanak sağlayabilir.

Ayrıca PavoCoin gibi çiftçilere el uzatan projeler de artık piyasada yer almaya başladı. PavoCoin; küçük çiftliklerin finansal hizmetlerden alabilmelerini, akıllı sözleşmeler ile hasat zamanından önce satış yapabilmelerini, hasatlarının kalitesini ve miktarını arttıracak tavsiyelerden faydalanabilmelerini ve ürünlere dair daha ayrıntılı bilgiye ulaşılabilmesini sağlamaktadır. ABD’nin Kaliforniya eyaletinde üç çiftlikte kullanılmakta olan PavoCoin’den çiftçiler çok memnunlar.

Tarımın geliştirilmesi demek, her ölçekteki çiftçilerin güçlenmesi; yani daha verimli ve kazançlı hasat elde edebilmek için ihtiyaç duydukları bilgilere ve kaynaklara ulaşabilmesi demektir. Tarım, bu potansiyelini keşfettiği takdirde rekabet ve üretim artacağından dolayı son tüketici için fiyatlar düşecektir. Daha kaliteli ürünlere daha iyi fiyatlı ulaşabilen tüketici, daha iyi beslenmek adına alışveriş yapacak yani sektörü de sermayesiyle besleyecektir. Bu da tüm tarım ekosisteminin gelişmesi, serpilmesi demektir.

5- Düşük Fiyatlar Çiftçileri Zora Sokmaz Mı?

Tam aksine. Akıllı sözleşmeler çiftçilerin alın teri ve emeklerinin karşılığını zamanında almalarını sağlar. Ayrıca küçük çiftlikler daha büyük bir üretici segmentine ulaşmak adına blockchain’den yararlanabilir.

Blockchain çiftçilerin, yani tarımda en çok işi yapan kişilerin ücret kabul edenler değil fiyat belirleyenler olmasını sağlar. Bu da satışa dönük maliyetlerin düşürülmesi anlamına gelir çünkü çiftçiler güçlerini ellerine alırlar.

Blockchain ayrıca yüksek kalite ürünlerin diğerlerinden sıyrılarak öne çıkmasını da sağlar çünkü organik veya serbest dolaşan sıfatlarını hak ettiğini kanıtlayabilen ürünler piyasada ön sıraları kapar. Blockchain de bu kanıtı sunarak tüketicilerin güvenle alışveriş yapabilmesine önayak olur.

Blockchain ayrıca çiftçilerin suistimal edilmemesine de yardımcı olur. Bir lojistik şirketiyle çalışan çiftçi, başka siparişleri inceleyerek bu şirketi rakipleriyle karşılaştırabilir; hak ettiğini alamadığını görürse bunu kanıtlayabilir ve hukuki yollara ya da ticareti kesme yoluna başvurabilir.

6- Taze Yiyeceklerin Market Raflarına Daha Hızlı Getirilmesinin Bir Yolu Var Mıdır?

Tedarik zincirinin kendi yetersizliğinin cefasını, yolda geciktiği için pörsümüş ürünler satın almak zorunda olan müşteriler çekiyor. Blockchain tedarik zincirini otomatikleştirerek zinciri hızlandırabilir.

Otomatikleşen bir zincirde talebe uygun arz sağlamak daha kolay olacaktır. Yani perakendeciler ve toptancılar, talebi daha iyi öngörebilir ve üreticiye sipariş verirken talep değişimlerini göz önünde bulundurabilirler. Bu da yiyeceklerin atık haline gelmemesine katkıda bulunur. Talep fazlası üretim yapılması engellenir, maliyetten de kısılır.

Blockchain, uygarlığın kurulmasının yegane sebebi olan tarımı yenileyerek dünyadaki açlık sorununa, çiftçilerin emeğinin karşılıksız kalmasına, yiyecek atıklarının çöp çukurlarını doldurmasına karşı durabilir.

Gıda ve Tarım Sektöründe Blockchain Rüzgarları isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/gida-ve-tarim-sektorunde-blockchain-ruzgarlari-47278.html/feed 0
Nedir Bu Blockchain’in Ölçeklenebilirlik Sorunu? https://koinbulteni.com/nedir-bu-blockchainin-olceklenebilirlik-sorunu-47280.html https://koinbulteni.com/nedir-bu-blockchainin-olceklenebilirlik-sorunu-47280.html#respond Sun, 22 Sep 2019 18:00:05 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47280 1- Sorunun Kendisi Tam Olarak Nedir? Kripto para ve blockchain kullanımı gittikçe artıyor ve teknolojinin kullanımı yaygınlaşıyor. Fakat bu teknolojilerin sistemlerinin artan talebe uyum sağlayıp sağlayamayacağı meçhul. Piyasanın en büyük…

Nedir Bu Blockchain’in Ölçeklenebilirlik Sorunu? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
1- Sorunun Kendisi Tam Olarak Nedir?

Kripto para ve blockchain kullanımı gittikçe artıyor ve teknolojinin kullanımı yaygınlaşıyor. Fakat bu teknolojilerin sistemlerinin artan talebe uyum sağlayıp sağlayamayacağı meçhul.

Piyasanın en büyük iki ismi Bitcoin ve Ethereum, işlemleri gerçekleştirmek için blokları kullanırlar. Bu koinler ilk geliştirildikleri zaman, blok boyutları kısıtlanmıştı. Örneğin Bitcoin’in blok boyutu 1 MB ile kısıtlanmıştı. Bu kısıtlamanın amacı Bitcoin’i daha güvenli hale getirmekti fakat geleceği iyi öngörerek dizayn edilmiş bir sistem olduğu söylenemez.

Her işlem belli bir verinin depolanmasını gerektirir. Blok boyutunun 1 MB olduğu düşünülürse saniyede, hatta dakikada gerçekleştirilebilecek işlem sayısı çok da yüksek değildir. Bitcoin, saniyede maksimum 4 işlem gerçekleştirebilir. Eğer kripto para, asıl kullanılan ekonomik sistem olsaydı Bitcoin’in, bireyleri ve işletmeleri sekteye uğratmamak adına saniyede yüzbinlerce işlem gerçekleştirmesi gerekecekti.

Ne yazık ki Ethereum da aynı dertten muzdarip. Ethereum saniyede 15 işlem gerçekleştirebiliyor. Platformun yaratıcısı Vitalik Buterin sorunun varlığını itiraf etmekle birlikte, kripto para daha da fazla tercih edilmeye başlandığı takdirde altyapının kaldırmayacağını da ekliyor.

2- Peki… Neden Kapasiteyi Arttırmıyoruz?

Ne yazık ki bu bir gecede güncelleme getirerek halledilebilecek derecede kolay değil.

Kripto sektöründeki neredeyse herkes, sistemlerin iskeletlerinin ve ölçeklenebilirliklerinin geliştirilmesi gerektiği konusunda hemfikir. Zira bu geliştirmeler uygulamaya konmazsa kripto paraların tedavüle getirilmeyeceği gün gibi ortada. Fakat bu konuda çözümler üretmek ve bu çözümleri uygulamak göründüğü kadar basit değil.

Kısmen bu biraz da çözümün kapsamının geniş olması gereksiniminden kaynaklanıyor. Getirilecek her yeni uygulamanın madencilere, kullanıcılara, işletmelere, yazılımcılara ve daha birçok kripto para paydaşına uyum sağlaması gerekiyor. Böyle bir uygulamanın sistem üzerine kurulması aylar sürebilir ve kurulum sonunda bile anlaşmazlıklar olabilir.

Bitcoin’in blok boyutunun değiştirilmesi yıllardır süregelen bir tartışma ve yakın zamanda sonlanmayacak. Çünkü bazıları blok boyutunu 2 MB’a çıkarmayı teklif ederken bazıları daha büyük adımlar atılmasını ve blok boyutunun 8, hatta 32 MB’a çıkarılmasını istiyor. Hiçbir görüş yeterince taraftar toplayamadığı için fikir birliği sağlanamıyor ve yeni bir uygulama gelemiyor.

2018 yılının Mayıs ayında Bitcoin Cash (BCH) blok boyutunu 4 katına, yani 32 MB’a çıkaran bir güncelleme yaptı. Güncellemenin gelecekte artması beklenen talebi karşılaması ve diğer kripto paraların kendilerini geliştirmelerine önayak olması bekleniyor.
Gelgelelim bazı eleştirmenler, bu güncelleme yüzünden tam bir node çalıştırmanın daha pahalı hale geldiğini ve bu nedenle sistemin merkezleşmeye eğilim gösterdiğini iddia ediyor. Buna karşın BCH taraftarları, bu güncelleme sayesinde Bitcoin’den bile üstün bir kripto para haline geldiğini savunuyor.

Terazinin bir yanı ağırlık kazanmadıkça tartışma sürüp gidiyor.

3- Başka Çözüm Yok Mu?

Özellikle Bitcoin ve Ethereum için çözüm fikirleri ortaya atıldı.

Örneğin Lightning Network yaratıldı. Blockchain’in üstünde ayrı bir katman olarak fonksiyon gösteren Lightning Network, teoride sayısız işlem yapma kapasitesine sahip çünkü blockchain’de halka açık şekilde kaydedilmiyor. Her işlem tamamlandıktan sonra kesin bakiye deftere ekleniyor.
Lightning Network’ün Bitcoin’in ölçeklenebilirlik sorunlarına çözüm getireceği umuluyordu ama bu sistemin de kendine has güvenlik sorunları var. Yine de kullanım açısından bir düzenleme getirilerek çözümler bulunabilir. Mesela Lightning Network daha gündelik, küçük işlemler için kullanılabilir; böylece ana blockchain daha meşakkatli işlemlere odaklanabilir ve ücret önceliği prensibi daha iyi uygulanabilir.

Ethereum’un kurucusu Vitalik Buterin’in de blockchain ölçeklenebilirliğine getirmek istediği bir çözüm var. Buterin’in ortaya attığı Plasma Cash fikri, her kullanıcının yalnızca işlem yapacağı koinlerin bulunduğu bloğa odaklanmasını sağlayacak. Bu sayede veriler optimize edilecek ve sahte işlemler yapılması önlenecek. Buterin, bu fikir uygulandığı takdirde borsa hacklenmelerinde yatırımcıların para kaybetmesinin engellenebileceğini iddia ediyor.

4- Zincir Dışı Ölçekleme Yapılabilir Mi?

Merkezsizleşmiş uygulamaların tamamen bir blockchain üzerinde yürütülmesine gerek yoktur. Yani süreçlerinden bazıları zincir dışı (off-chain) da gerçekleştirilebilir.

Bilgisayarınızda veya akıllı telefonunuzda bulunan uygulamaları düşünün. Uygulamalar internete bağlanma gereksinimi duysalar da birçok işlevi offline da yerine getirebilirler. Bu sayede firmanın sunucuları da trafiğe maruz kalmamış olur.

Zincir dışı ölçeklenebilirlik çözümleri, bazı işlemlerin madenciler olmadan yapılacağı ve yalnızca zorunlu bilgilerin senkronize edileceği anlamına gelir. Yenilikler tüm blockchain’in onayını alma süreci olmadan getirilebilir ve güncellemeler blockchain’in tamamını rahatsız etmeden yapılabilir.
Tabi ki bu çözümün de kötü yanları var. Zincir dışı işlemler halka açık onay almazlar, bu da hukuka riayet açısından problemler yaratabilir. Ayrıca güncelleme yapılması gündeme geldiğinde kullanıcılar kendi söz haklarını savunmalıdırlar.

Her halükarda sektörün bir kesimi, kripto paranın geleceğinin blockchain’den tamamen arınmış olacağını düşünüyor. Byteball ve IOTA gibi platformlar bir blockchain kullanmıyorlar, yeni işlemler eskilerinin onaylanmasındna sorumlu kılınıyor. Bu tarz sistemlerin taraftarları ölçeklenebilirliğin yanında güvenlik, hız, kişisellik ve sürdürülebilirlik gibi başka problemlerin de blockchain’den kaçınma ile çözülebileceğini savunuyorlar.

5- Hiç Gelişme Olmazsa Bu İşin Sonu Nereye Varır?

Blockchain’in ölçeklenebilirlik sorununun çözülmemesi, gelecekte dallanıp budaklanarak sistemin her bölümünde problemler çıkmasına yol açabilir.

Eğer tedbir alınmazsa işlemlerin gerçekleşme süreleri gittikçe uzar. İtibari paralarla anında işlem yapılabilen günümüz ekonomisinde, eğer kripto para geçerli bir alternatif olmak istiyorsa ekonominin hızına yetişmek zorundadır. Aksi takdirde kripto paraların diğer avantajları hiçbir anlam ifade etmeyecektir; hatta en ateşli kripto para taraftarı bile teknolojiyi terk edebilir.

İşlem sürelerin uzaması kullanıcı sayısını düşürür, bu da kripto para devlerinin bile fiyatlarının düşmesine sebep olabilir. Bir zamanlar binlerce dolar değerindeki yatırımlar, potansiyelinin yalnızca yüzde biri değere düşebilir.

En kötü ihtimal ise ekonominin, merkezleşmiş yapıların eline düşmesidir. Daha filizlendiği dönemden bu yana insanları kendi inisiyatiflerini ellerine alma konusunda motive eden blockchain teknolojisi, yalnızca bir piyon haline gelebilir. Bu da umut vaadeden birçok kripto projesinin asla gerçekleşmemesi ve finans merkezlerinin insanlara zorbalık etmeye devam etmesi demektir.

Nedir Bu Blockchain’in Ölçeklenebilirlik Sorunu? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/nedir-bu-blockchainin-olceklenebilirlik-sorunu-47280.html/feed 0
Sharding Nedir? https://koinbulteni.com/sharding-nedir-46997.html https://koinbulteni.com/sharding-nedir-46997.html#respond Sat, 14 Sep 2019 18:00:43 +0000 https://koinbulteni.com/?p=46997 Sharding, veritabanı bölümlemenin türlerinden birine verilen isimdir. Yatay bölümleme olarak da bilinir. Sharding, büyük bir veritabanının daha küçük, uğraşması daha kolay parçalara ayrılması şeklinde gerçekleştirilir. Bu sayede performans artar ve…

Sharding Nedir? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Sharding, veritabanı bölümlemenin türlerinden birine verilen isimdir. Yatay bölümleme olarak da bilinir.

Sharding, büyük bir veritabanının daha küçük, uğraşması daha kolay parçalara ayrılması şeklinde gerçekleştirilir. Bu sayede performans artar ve sorgu yanı süresi kısaltılmış olur.

Sharding yeni bir kavram değildir, bilindik merkezi veritabanı yönetiminde 90’lardan bu yana kullanılmaktadır. Sharding kavramının popülerleşmesinde, ünlü MMORPG oyunu Ultima Online’ın katkısı vardır. Oyunun geliştiricileri, trafiğin altından kalkabilmek adına oyuncuları farklı sunuculara -oyunda farklı ‘dünyalara’- dağıtma yolunu seçmişlerdi.

İş dünyasında sharding genellikle geniş bir müşteri veritabanını coğrafi konuma göre gruplandırma şeklinde kullanılır. Her coğrafi konumun kendi sunucusu vardır.

Blockchain ve Sharding

Blockchain ve sharding özünde benzer bir süreçte çalışırlar.
Blockchain ağı, her biri bir veri sunucusunu temsil eden node’ların bir araya getirdiği bir veritabanıdır. Eğer blockchain’e sharding uygulayacak olursak ağı, her bir parçası kendi akıllı sözleşmelerine ve bakiyesine sahip bireysel parçalara ayırmış oluruz. Bunun üzerine node’lar bu parçalara atanırlar, yani tüm ağın işlemleri yerine sadece atandıkları parçanın işlemlerinin doğrulanmasından sorumlu olurlar. Buradaki ana fikir, blockchain’in daha küçük parçalara ayrılarak yapılan işlem sayısının arttırılması ve sık karşılaşılan ölçeklenebilirlik sorununun çözülmesidir.

Sharding Nasıl Çalışır?

Sharding’i bir örnekle incelemek adına, Ethereum blockchain’ini ele alalım.

Ethereum blockchain’i binlerce bilgisayarın, yani node’un, birleşiminden oluşmaktadır. Bu makalenin yazıldığı an itibariyle sayısı 7807 olan bu bilgisayarlar, blockchain ağının kendi hash güçlerinden yararlanmasına izin verirler. Bu hash gücü sayesinde Ethereum sanal makinesi akıllı sözleşmeler yapabilir, merkezsizleşmiş uygulamalar çalıştırabilir ve daha birçok işlemi gerçekleştirebilir. 

Ethereum ardışık yürütüm temelli bir sistem üzerine kuruludur, bu da her bir node’un yapılan her bir hareketi hesaplaması ve her bir işlemi yapması gerektiği anlamına gelir. Sürecin çetrefilli oluşu tek bir işlemin gerçekleştirilmesinin bile uzun zaman almasına sebep olur. Ethereum saniyede 10 işlem yapabilmektedir, bu Visa gibi finans devlerinin saniyede 24.000 işlemlik kapasitesiyle karşılaştırıldığında oldukça düşüktür. Ağa daha fazla bilgisayar eklemek süreci daha verimli hale getirmeyebilir çünkü defterin tamamının zaten ağdaki her bir bilgisayarda bulunması gerekmektedir.

Sharding kullanılmasının sebebi bu lineer yürütüm modelinden kaçınmak ve paralel yürütüm modeline geçmektir. Bu geçiş sağlandığı takdirde her bir bilgisayar her bir işlemle uğraşmak zorunda kalmayacak, bilgisayarlar yalnızca atandıkları spesifik işlemlerle ilgileneceklerdir. Bu da aynı anda birden fazla işlemin gerçekleştirilebileceği anlamına gelir.  Blockchain münferit parçalara – başka bir deyişle alt alanlara- ayrılacaktır. Node’lar defterin tamamını yürütmek yerine yalnızca görevlendirildikleri işlemlerin defterini tutacaklardır.

Peki Sharding Ne Tür Sorunlara Çözüm Getirebilir?

Sharding, blockchain’in süregelen ölçeklenebilirlik problemine çözüm getirme potansiyeli çok yüksektir.

Blockchainlerin ölçeklenme sorunu zaman geçtikçe artar çünkü bir ağ ne kadar tercih edilirse, o kadar çok işlem gerçekleştirmek ve program çalıştırmak zorunda kalır. Ağda gerçekleştirilmesi gereken faaliyet sayısının artması, node’ların doğrulaması gereken işlem sayısının artması demektir.

Tüm bunların sonucunda blockchain tıkanabilir, bu da kullanıcıların son isteyeceği şeydir çünkü işlemler korkunç derecede yavaşlar. Yavaşlama blockchain’in imajını da zedeler ve gelecekte kullanıcı haline gelmesi beklenen hedef kitlenin hevesinin kırılmasına sebep olur. Her açıdan sürdürülebilir bir durum değildir.

Eğer blockchain daha küçük münferit parçalara ayrılırsa ve node’ların her biri farklı parçalara atanırsa her node’un defterine tamamına hakim olmasına gerek kalmaz. Aynı paralel bağlı bir elektrik devresinde olduğu gibi ağın parçaları üzerinde aynı anda birden fazla işlem gerçekleştirilebilir hale gelir. Bütün ağın hızının artmasını sağlayan bu bölümleme yöntemi uzun vadeli, sürdürülebilir bir çözümdür.

Ethereum’un kurucu ortağı Vitalik Buterin, ‘Blockchain Üçlü Çelişkisi’ olarak adlandırılan bir ifade ortaya atmıştır. Bu ifadede blockchain’in üç çekirdek özelliğini güvenlik, ölçeklenebilirlik ve merkezsizleşmişlik olarak tanımlayan Buterin, bir blockchain’in bu üç özellikten yalnızca ikisini aynı anda barındırabileceğini öne sürmüştür. Buterin’e göre bu özelliklerin ikisini ayakta tutabilmek adına üçüncüsünden feragat etmek kaçınılmazdır. Sharding sayesinde ölçeklenebilirlik sorununa çözüm bulunduğu takdirde diğer iki sorunun giderilmesi de mümkün olabilir.

Sharding’in Sakıncaları Neler?

Günümüzde sharding’e dair sakıncalar genellikle iletişim ve güvenlik konularına dairdir.

Bir blockchain’i parçaladığınız takdirde her bir parça birbirinden yalıtılmış ayrı blockchain ağları gibi görünecektir. Parçalar arasında iletişimi sağlayan bir mekanizma yoksa bir parçanın içindeki kullanıcılar ve uygulamalar, diğer parçaların içindeki kullanıcılardan ve uygulamalardan haberdar olamayacaklardır. Bir blockchain ağında iletişimsizlik kabul edilemeyeceğinden burada yazılımcılara çok büyük bir iş düşüyor.

Parçalanmış bir blockchain’de güvenlik sorunları da tezahür edebilir. Parçaların bireysel hash güçleri, bütün bir blockchain’in hash gücünün yanında oldukça düşük kalır. Bu da parçaları hacker saldırılarına karşı daha dayanıksız kılar çünkü hacker’lar için tek bir parçayı ele geçirmek kolaylaşır. Bu tarz saldırılara tekil parça saldırısı veya %1 saldırısı denir. Tek bir parçanın ele geçirilmesi halinde saldırganlar ana ağa geçersiz işlemler doğrulatabilirler ya da o parçada kaydedilen işlemlerin geçersiz kılınmasına sebep olabilirler.

Ethereum bu sakıncaya önlem olarak rastgele örneklemeyi öne sürüyor. Bu yöntem, parçaların özgünlüğünü tasdik etme görevi taşıyan bir parça görevlisinin rastgele parçaları ele alarak özgünlükleri denetlemesi şeklinde uygulanıyor.

Sharding’e Alternatif Olabilecek Başka Araçlar Var Mı?

Yazılımcılar şimdiye dek blockchain’i geliştirebilecek iki farklı öneri sundular.

Bu önerilerden ilki, blok boyutunu büyütmek. Basit bir mantıkla düşünülürse, blok boyu ne kadar büyük olursa o kadar çok işlem sığdırılabilir, saniye başına işlem sayısı da bu yolla arttırılabilir. Mantık doğru olsa da, blok boyutunun büyümesi, bloğu doğrulamak adına daha çok güç gerekeceği anlamına geldiğinden tercih edilmemesi olası görünüyor. Çünkü blok boyutu çok artarsa, yalnızca özel ekipmanlara sahip güçlü bilgisayarlar gereken işlem gücünü sağlayabilir hale gelir. Bu tarz bir ekipman edinmek kullanıcılar için maliyetli olacağından node havuzları küçülür. Küçülme, blockchain’in merkezsizleşmiş yapısına bir tehdit oluşturulabilir zira %51 saldırılarına daha açık hale gelmesine sebep olabilir. Bunun dışında blok boyutunun artması hard fork ihtiyacını beraberinde getirebilir. Herkes kendini yeni blockchain’e göre güncellemezse iki zincir aktif olarak kullanılıyor olur, bu da iki koinin ortaya çıkmasına sebep olur.
Tüm bu sebepler göz önünde bulundurulduğunda blok boyutunun büyütülmesi yalnızca kısa vadeli bir çözümdür.

İkinci öneri daha fazla altkoin kullanılmasıdır, bu sayede farklı uygulamalar kendi zincirleriyle kendi koinleriyle çalışmaya devam edebilirler. Bu metod performansı arttırabilir çünkü işlemler tek bir blockchain’e yığılmazlar. Lakin yine de güvenlik açıkları oluşabilir çünkü tüm hash gücü birden fazla blockchain’e dağılmış haldedir. Yine geldiğimiz nokta, blockchain’in %51 saldırılarına karşı dayanıksızlaşmasıdır.

Yani her iki öneri de sharding’den daha olumlu sonuçlar vermemektedir.

Kimler Sharding Kullanmaktadır?

Bazı blockchain’ler çoktan sharding kullanmaya başladılar, bazıları ise hala geçiş aşamasında.

Zilliqa, sharding kullanmaya başlayan ilk blockchain’dir. Sharding’in tatbik edilmesi sonucunda testlerde saniyede 2,828 işleme ulaşabildiği görülmüştür.

Merkezsizleşmiş uygulama geliştirme platformu Near, kendi blockchain ekosistemini ‘parçalı, geliştirici dostu, Payın Kanıtı ile çalışan bir blockchain’ olarak tanımlamaktadır. Near aynı zamanda sharding teknolojisi sayesinde bulut sunucularda çalıştırılabilecek kadar küçük node’lar elde edebilmiştir. Node’ların bu denli küçük boyutlara getirilebilmesi, ileride mobil cihazlarda da kullanılabilmesini sağlayabilir.

Ethereum Foundation, merakla beklenen Ethereum 2.0 güncellemesi ile sharding teknolojisini uygulamaya koymayı planlamaktadır. Ethereum Foundation, güncellemenin 2020 yılının Ocak ayında geleceğini açıklamıştı.

Cardano, QuarkChain ve PChain, sharding kullanmayı planlayan diğer projeler arasında.

Blockchain ve Sharding’in Geleceği Ne Durumda?

Facebook’un yayınladığı Libra koini sebebiyle sharding yeniden gündeme geldi.

Facebook, 2020 yılının ilk yarısında Libra koini piyasaya sürmeyi planlıyor. Koinin white paper’ını kısa süre önce yayınlayan Facebook, Chainspace’i satın aldı. Chainspace’in yazılımcı ekibi blockchain sharding üzerine çalışmalar yapmaktaydı, bu da Libra koinin de aynı teknolojiden faydalanabileceğine dair ipuçları veriyor.

Sharding Nedir? isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/sharding-nedir-46997.html/feed 0
Yalnızca Kripto Para Kullanıcılarının Karşılaşacağı Tuhaf Problemler https://koinbulteni.com/yalnizca-kripto-para-kullanicilarinin-karsilasacagi-tuhaf-problemler-47066.html https://koinbulteni.com/yalnizca-kripto-para-kullanicilarinin-karsilasacagi-tuhaf-problemler-47066.html#respond Tue, 10 Sep 2019 18:00:11 +0000 https://koinbulteni.com/?p=47066 Kripto para ile işlemler yapmak ve hayatınızın bir parçası haline getirmek keyifli olsa da bazen karşılaşılan problemler can sıkabiliyor. Hele de bu problemler sık karşılaşılmayan ve pek az kişinin çözüm…

Yalnızca Kripto Para Kullanıcılarının Karşılaşacağı Tuhaf Problemler isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
Kripto para ile işlemler yapmak ve hayatınızın bir parçası haline getirmek keyifli olsa da bazen karşılaşılan problemler can sıkabiliyor. Hele de bu problemler sık karşılaşılmayan ve pek az kişinin çözüm sunabildiği problemlerse bu sıkıntı daha da artıyor. Birlikte yalnızca kripto kullanıcılarının karşılaştığı tuhaf ve spesifik problemlere göz atalım.

1- Bakiyemi Çekmek Bir Sorun Haline Gelebilir Mi?

Bu konu üzerinde hep bir risk bulutu var ve en büyük borsalar bile bu bulutun etkisi altında.

Bir vaka örneği vermemiz gerekirse Bitfinex’e bakabiliriz. Ticaret hacmi açısından en büyük 25.kripto para borsası olan Bitfinex’in kullanıcıları, paralarını tedavüldeki bir para birimi olarak çekmeye çalıştıklarında uzun bekleyişlerle karşılaştıklarından şikayet ediyorlar. Borsanın bu performans kaybı kullanıcılarda endişe uyandırıyor, çünkü Bitfinex’in, siber saldırılar sebebiyle kapatılan Mt. Gox’un kader ortağı olacağından korkuluyor.

Endişeli kullanıcıların yüreğine su serpmek adına kripto para borsasına daha şeffaf olmasına dair çağrılar yapıldı. Başka kripto para borsaları bunu bir rekabet avantajına çevirerek gerçek zamanlı işlem bildirileriyle müşterileri yanlarına çekmeye başladılar.

Öte yandan para çekmeye dair sorunlar borsanızla alakalı olmayabilir. Bazı durumlarda bankalar ve finans kurumları, yasal yetkililerle aralarını bozmamak ve lisanslarını kaybetmemek adına bu tarz aktarımları bloke edebilir. Çünkü bankalar ve finans kurumları, kullanıcılarının kimliklerini doğrulamakla ve dolandırıcılık karşıtı kurallar koymakla yükümlüdür. Bu tarz problemlerle karşılaşıldığı anda yasalar bankaları karşılarına alıp inanılmaz cezalara çarptırabilirler.

Ekonominize dair aldığınız her kararda olduğu gibi bir borsaya kendinizi teslim etmeden önce üzerinize düşeni yapın ve bol bol araştırın. Bir platformun boyutu o platformun güvenli olduğunu kanıtlamaz. Boyuta bakmak yerine borsaların hizmetlerinden an itibariyle faydalanmakta olan insanların objektif yorumlarına ulaşmaya çalışın. Bu noktada şeffaflık, işlem ücretleri ve bekleme süreleri öğrenmeniz gereken şeylerin başında geliyor.

2- Koinlerimi Yanlış Adrese Gönderirsem Ne Olur?

Durum, kullandığınız borsaya göre şekillenir.

Bazı borsalar astronomik boyutlarda ‘zincirler arası kurtarma maliyeti’ faturası kesebilir, bazı borsalar ise yalnızca size yardımcı olamayacaklarını söylerler. Bu noktada iki büyük platformun izlediği politikaya göz atalım.

Ticaret hacmi açısından en büyük kripto para borsası Binance’in bu insani hataya düşen kullanıcılarına kötü haberleri var. Böyle bir durumla karşılaşıldığı takdirde borsa, ‘bu adresleri kontrol etmenin yolu olmadığını ve koinlerin geri alınamayacağını’ bildiriyor. Borsanın verdiği tavsiye, adresin sahibi kişiye bir şekilde ulaşmanın yolunu bulup geri almak adına görüşmeler yapmak şeklinde. Fakat bu tavsiyenin başarı oranı gerçekten çok düşük.

OKEx borsası farklı bir yaklaşım sergiliyor. Kullanıcılarını gönderdikleri adresleri iki, hatta üç kere kontrol etmeleri için uyaran OKEx, koinlerin kurtarılması için bir yol bulacağının sözünü vererek kendini diğer borsalardan ayrıştırmayı başarıyor.

Her borsanın politikası birbirinden çok farklı olduğu için şu iki tüyoyu hatırlamakta fayda var: adresi elle yazmak yerine kopyalayıp yapıştırın ve ‘Gönder’ butonuna basmadan önce adresin doğru yazıldığını iki kere kontrol edin. Aksi takdirde hata yapabilirsiniz ve bu size pahalıya mal olabilir.

3- İşlemlerim Onaylanmadan Kalabilir Mi?

Bu durumla, işlemler bir bloğa işlenmediği için yarım kaldığı takdirde karşılaşılabilir.

Bitcoin ile çalışıyorsanız bu bir transferin hemen ardından gerçekleşebilecek bir problemdir çünkü işlemin bloğa kaydedilmesi biraz sürer. Ücretler de burada önemli bir faktördür çünkü düşük ücretler, önceliğinizin de düşük olduğu anlamına gelir, bu nedenle bekleme süreniz uzayabilir. Eğer ağın kalabalık olduğu bir zaman denk geldiyseniz süreler daha da uzayabilir.

İşlemlerin onaylanmamasından mütevellit paniğe kapılıp iki kere transfer yaparak paranızı gereksiz yere harcamanıza sebep olabilirsiniz. Yine de endişelenmeyin, asıl işlem onaylanana dek ikinci yaptığınız işlem onaylanmayacağı için iptal şansınız olabilir.

Böyle durumlarda sabırlı olmak zorundasınız, unutmayın ki onaylanma süresi bazen haftaları bulabilir. Eğer işlem takılı kalırsa bakiye, gönderici cüzdana iade edilir ve yeni bir gönderme işlemi yapılacağı zaman ödeyeceğiniz ücret arttırılır. Bu sayede işleminizin önceliğinin de artması sağlanarak takılı kalması engellenir.

4- Memo ve Hedef Kodu (Destination Tag) Girmeyi Unutursam Ne Olur?

Bu problem, kullandığınız cüzdan tipine bağlı olarak değişir, bazı platformlar bu verilere ihtiyaç duymadan da işlem yapabiliyorlar.

Hızlıca hatırlayalım: Hedef kodları (destination tags) Ripple kullanılan işlemlerde yer alan bir sekmedir. Memolar ise Stellar işlemlerinde doğru alıcıya gittiğinden emin olmak amacıyla kullanılan bir dizi rakam ve harften oluşur.

Bu sekmelere yanlış bilgi girmek veya hepten bir şey yazmayı unutmak dünyanın sonu değildir. Önceki örneklerimizde de adı geçen Binance platformu, belli bir doğrulama seviyesine sahipseniz size yardımcı olabilir. Binance, girmek istediğiniz hedef kodu ve memonun işlem kimliğiyle beraber girilmesini sağlayabiliyor fakat bunu yapabilmeleri için sizin isteğinizin hakiki olduğunu kanıtlayan bir video çekmeniz gerekiyor.

Başka borsalar da benzer prosedürlere sahip. Örneğin DragonEx de aynı yardımı sağlayabiliyor, yine aynı şekilde işlemin nasıl gerçekleştirildiğini, cüzdanınızın size ait olduğunu ve işlemin gerçekleştiği sayfaya giriş yaptığınızı kanıtlayan bir video çekmeniz bekleniyor. Başka birçok borsa böyle hataların gerçekleşmemesi adına birçok hatırlatmada ve bildiride bulunuyor.

5- Kripto Param Bir Yetim Blokta Kalırsa Ne Yapmalıyım?

Aslında bu durumla sandığınızdan daha çok karşılaşabilirsiniz.

Bu olguyla en çok Bitcoin’de karşılaşılır. Eğer iki madenci kazara neredeyse aynı anda bir blok üretirlerse yalnızca tek bir blok kazanır. Bu yarışın kazananını belirleyen şey blokların İşin Kanıtı oranıdır, hangisi daha hızlıysa o blok öne çıkar ve hayatta kalır.  Doğrulanmış ve geçerli olsalar da yetim bloklar bir gecikme yaşarlar ve bu nedenle ağa kabul edilmezler. Sonuç olarak da tek başlarına izole bir şekilde kalırlar.
Yetim blok oluşturabilecek ikinci senaryo da hacker’ların işlemleri geriye çevirmeye çalışması sonucu bu blokları oluşturmalarıdır.

Eğer kriptonuzun bir yetim blokta takılı kaldığını düşünüyorsanız yapabileceğiniz en iyi şey kriptonuzun size dönmesini beklemektir. Böyle bir durumda işleminiz yeniden sıraya sokulacaktır ve büyük ihtimalle bir sonraki blokta yerini alacaktır.

6- Çok Düşük Ücretle İşlem Yaptım, Şimdi Ne Olacak?

Merak etmeyin, birçok seçeneğiniz var.

Düşük ücret ödemek demek, önceliğinizin de düşük olduğu demektir. Bu da işleminizin gerçekleşmesini gerçekten çok yavaşlatabilir. Papağan gibi aynı sözleri tekrar ediyor gibi görünmek istemiyoruz ama, yapabileceğiniz en iyi şeylerden biri yine beklemektir. Eğer şanslıysanız ağ sakin bir gününde olabilir ve işleminiz sandığınızdan daha hızlı gerçekleşebilir.

En kötü ihtimalle işleminiz unutulur. Bu cümle gözünüzü korkutmasın, işleminizin bir şekilde gerçekleşmemesi halinde bakiyeniz adresinize iade edilecek ve bir sonraki işleminiz daha yüksek ücretle gerçekleştirilecektir.

Yalnızca Kripto Para Kullanıcılarının Karşılaşacağı Tuhaf Problemler isimli makale İlayda Alp tarafından hazırlanmış ve koinbulteni.comda yayınlanmıştır.

]]>
https://koinbulteni.com/yalnizca-kripto-para-kullanicilarinin-karsilasacagi-tuhaf-problemler-47066.html/feed 0