Akademik araştırmalar, Bitcoin ağını kuantum bilgisayarlarla ele geçirmenin fiziksel olarak imkansız olduğunu ve bu tür bir saldırı için bir yıldızın yaydığı enerjiye ihtiyaç duyulacağını ortaya koyuyor.
Kuantum bilgisayarların Bitcoin (BTC) kriptografisini dakikalar içinde çökerteceğine dair iddialar sıkça gündeme gelse de, bilimsel veriler çok daha farklı bir tablo çiziyor. Bitcoin donanım girişimcisi Rodolfo Novak tarafından paylaşılan akademik çalışmalar, bu tür saldırıların önündeki devasa engelleri gözler önüne serdi. Özellikle madencilik faaliyetlerine yönelik bir kuantum saldırısının gerektirdiği enerji miktarı, küçük bir yıldızın kapasitesiyle eş değer görülüyor.
Kuantum Madenciliği Fizik Kurallarına Takılıyor
Araştırmacılar, Grover algoritması kullanılarak yapılacak bir madencilik saldırısının donanım ve enerji maliyetleri hesaplandığında imkansız hale geldiğini belirtiyor. Bitcoin’in kullandığı SHA-256 algoritmasını çözmek için gereken kuantum donanımı, henüz kimsenin nasıl inşa edileceğini bilmediği bir ölçekte bulunuyor. Hata paylarını kontrol altında tutmak için milyonlarca qubit ve devasa bir destek sistemi gerekiyor.
Ocak 2025 verilerine göre yapılan tahminler, bir kuantum madencilik filosunun yaklaşık 10 üzeri 25 watt enerjiye ihtiyaç duyacağını gösteriyor. Bu miktar, Güneş’in toplam enerji çıktısının yüzde 3’üne denk geliyor. Mevcut Bitcoin ağının yaklaşık 15 gigawatt enerji tükettiği düşünüldüğünde, kuantum tabanlı bir yüzde 51 saldırısı herhangi bir medeniyetin sağlayabileceği güç kapasitesinin çok ötesinde kalıyor.
Kriptografi Rekorları Gerçeği Yansıtmıyor mu?
Kuantum bilgisayarların şifreleme yöntemlerini kırmaya başladığına dair haberlerin çoğu, uzmanlar tarafından “tiyatro” olarak nitelendiriliyor. Birçok çalışmada, karmaşık problemlerin aslında basit hilelerle veya normal bilgisayarların yardımıyla çözüldüğü ifade ediliyor. Özellikle Shor algoritması cüzdan güvenliği için uzun vadeli bir risk oluştursa da, mevcut kuantum başarılarının çoğu gerçek dünya kriptografisini yansıtmaktan uzak kalıyor.
Geliştiriciler ise bu süreçte boş durmayarak kuantum saldırılarına dayanıklı yeni imza türleri ve BIP-360 gibi güncellemeler üzerinde çalışıyor. Piyasa katılımcıları, madencilik algoritmasının yakın zamanda değişmesini beklemezken, cüzdan risklerini azaltacak teknik iyileştirmelere daha fazla ihtimal veriyor. Sonuç olarak, kuantum tehdidi teorik olarak varlığını sürdürse de pratik uygulamada fiziksel sınırlarla karşı karşıya kalıyor.
