Ethereum’un (ETH) maliyet fiyatı yükselmeye devam ederken, bu seviyelerin korunması diğer altcoinlere kıyasla yapısal olarak daha güçlü kaldığını gösteriyor.
CryptoQuant analistinin değerlendirmesine göre Ethereum’un biriktiren adreslere ait gerçekleşmiş maliyeti, kısa vadeli al sat yapan yatırımcıları değil, düzenli şekilde Ethereum toplayan uzun vadeli katılımcıların ortalama maliyetini yansıtıyor. Bu metrik fiyat zirvesi ya da dip sinyali üretmiyor, momentum ölçmüyor. Asıl gösterdiği nokta, uzun vadeli yatırımcıların hangi seviyelerden pozisyon oluşturmaya istekli olduğu oluyor.
2020 yılından bu yana söz konusu birikim maliyetinin istikrarlı biçimde yükseldiği dikkat çekiyor. 2022 ve 2023 dönemindeki sert piyasa düşüşlerinde Ethereum fiyatı güçlü şekilde geri çekilmesine rağmen bu maliyet bandının büyük ölçüde korunması, uzun vadeli yatırımcıların piyasadan çıkmadığını ortaya koydu.
Altcoinler neden geride kaldı?
Güncel veriler, Ethereum’un biriktiren adresler için gerçekleşmiş fiyatının 2.700 ila 2.800 dolar aralığında dengelendiğini gösteriyor. Bu bölge, Ethereum için adeta yapısal bir maliyet alanı oluşturmuş durumda. CryptoQuant analistine göre artık asıl soru bu seviyenin korunup korunamayacağı değil, bu birikim rejiminin ne kadar sürdürülebileceği.
CryptoQuant analisti, 2022 sonrası altcoin piyasasının Bitcoin hariç tutulduğunda çok daha zayıf bir tablo çizdiğini vurguluyor. Birçok altcoin sert düşüşler yaşarken, Ethereum’daki gibi kalıcı bir birikim maliyet tabanı oluşturamadı. Bu durum, düşüşlerin daha derin, toparlanmaların ise daha zayıf olmasının temel nedeni olarak öne çıkıyor.
Ethereum için iki senaryo öne çıkıyor
CryptoQuant analistine göre önümüzdeki dönem için iki temel çıkarım bulunuyor. Ethereum fiyatı bu maliyet bölgesinin üzerinde kaldığı sürece, uzun vadeli birikimin sürdüğü ve Ethereum’un altcoinlere kıyasla daha dayanıklı olduğu varsayımı güçleniyor. Buna karşılık, bu seviyenin kalıcı şekilde aşağı kırılması, uzun vadeli yatırımcı davranışında bir değişime işaret edebilir ve Ethereum’un 2020 öncesi değerleme rejimine geri dönme riskini gündeme getirebilir.
