Reuters tarafından yapılan kapsamlı bir araştırma, İran’ın en büyük kripto para borsası Nobitex’in kurucularının ülkenin en nüfuzlu siyasi ailelerinden birine mensup olduğunu ve platformun yaptırımları delmek için kullanıldığını ortaya koydu.
İran merkezli kripto para borsası Nobitex, son dönemde yayımlanan çarpıcı bir raporla gündeme oturdu. Reuters’ın derinlemesine incelemesine göre, borsanın kurucuları olan Ali ve Mohammad Kharrazi kardeşler, İran’ın dini liderleriyle akrabalık bağları bulunan oldukça güçlü bir aileden geliyor. Şirket kayıtlarında farklı bir soyadı kullanarak kimliklerini gizlemeye çalışan kardeşlerin, bu platform aracılığıyla milyonlarca dolarlık şüpheli işlem trafiğine aracılık ettiği iddia ediliyor.
Yaklaşık 11 milyon kullanıcıya sahip olan ve İran’daki kripto para faaliyetlerinin yüzde 70’ini yöneten Nobitex, ülkenin yaptırımlarla çevrili ekosisteminde devasa bir rol oynuyor. Blockchain analiz firmaları, borsa üzerinden İran Merkez Bankası ve Devrim Muhafızları gibi yaptırım uygulanan kurumlarla bağlantılı yüz milyonlarca dolar değerinde transfer gerçekleştirildiğini belirtiyor. Özellikle 2025 yılının ilk yarısında, merkez bankası kontrollü cüzdanlardan borsaya yaklaşık 347 milyon dolar aktarıldığı verilerle destekleniyor.
Yaptırımları Delen Gölge Bankacılık Sistemi
Borsanın erken dönem destekçileri arasında, Rusya’ya insansız hava aracı sevkiyatı yaptığı için yaptırıma uğrayan şirketlerle bağlantılı isimlerin bulunması dikkat çekiyor. ABD Hazine Bakanlığı’nın İran’ın gölge bankacılık altyapısını hedef alan son hamlelerine rağmen, Nobitex henüz doğrudan bir yaptırım listesine alınmadı. Ancak uzmanlar, platformun küresel finans sisteminin dışına çıkmak isteyen yapılar için kritik bir kapı görevi gördüğünü vurguluyor.
Savaş ve internet kesintileri sırasında dahi faaliyetlerine devam eden borsa, kripto paraların nakde dönüştürülerek yurt dışına çıkarılmasında kilit rol oynuyor. Analizler, çatışma dönemlerinde dahi borsadan 54 milyon dolar değerinde çıkış yapıldığını gösteriyor. Senatör Elizabeth Warren gibi isimler bu durumu “tehlike çanı” olarak nitelendirirken, dijital varlıkların denetimden kaçmak için nasıl kullanılabileceğine dair tartışmalar yeniden alevleniyor.
