ABD Başkanı Donald Trump, kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme sistemlerine yönelik oluşturduğu tehditlere karşı federal kurumların 2031 yılına kadar kuantum sonrası kriptografiye geçmesini zorunlu kılan iki yeni kararname imzaladı.
Kuantum teknolojileri alanında küresel liderliği hedefleyen Amerika Birleşik Devletleri, siber güvenlik altyapısını geleceğin teknolojilerine hazırlamak için stratejik bir hamle yaptı. Beyaz Saray tarafından yayımlanan yeni başkanlık kararnameleri, hem kuantum inovasyonunu hızlandırmayı hem de bu teknolojinin mevcut güvenlik protokolleri üzerindeki yıkıcı etkilerini bertaraf etmeyi amaçlıyor. Trump’ın kararlı bir duruş sergilediği bu yeni düzenlemeler, ülkenin dijital varlıklarını koruma altına almayı hedefliyor.
Kuantum Tehdidi ve Kripto Paraların Geleceği
Trump tarafından imzalanan 14409 sayılı kararname, federal kurumların yüksek değerli varlıklarını ve kritik sistemlerini kuantum sonrası kriptografi (PQC) standartlarına taşımasını şart koşuyor. Bu kapsamda, anahtar kurulum sistemleri için 2030, dijital imzalar için ise 2031 yılının sonuna kadar kesin süreler belirlendi. Kuantum bilgisayarların mevcut şifreleme yöntemlerini kırma potansiyeli, özellikle modern kriptografi üzerine kurulu olan kripto para dünyası için büyük bir risk teşkil ediyor. Coinbase tarafından hazırlanan veriler, yaklaşık 7 milyon Bitcoin (BTC) miktarının gelecekteki olası bir kuantum saldırısına karşı savunmasız adreslerde bulunduğuna dikkat çekiyor.
Sektör uzmanları, kuantum bilgisayarların modern şifrelemeyi tamamen etkisiz hale getireceği ve “Q-Günü” olarak adlandırılan kırılma noktasının 2030 yılı kadar erken bir tarihte gerçekleşebileceğini öngörüyor. Bu tehdide karşı Bitcoin ve Ethereum gibi dev ağlar şimdiden savunma mekanizmaları geliştirmeye başlarken, ABD yönetimi bu dönüşümü devlet düzeyinde resmileştiriyor. Diğer yandan 14411 sayılı kararname ile ABD’nin kuantum tedarik zincirini güçlendirmesi ve 2028 yılına kadar yeni nesil kuantum sensörlerini devreye alması planlanıyor.
