Wall Street İçin 2030 Kehaneti: Geleneksel Finansın Tüm Altyapısı Buraya Taşınacak
Brickken CEO’su Edwin Mata, 2030 yılına kadar Wall Street’in tamamen blockchain altyapısına geçeceğini ve geleneksel finans ile kripto arasındaki sınırların tamamen ortadan kalkacağını öngörüyor.
Kripto para dünyasında tokenizasyon rüzgarı esmeye devam ederken, sektörün önde gelen isimlerinden finansın geleceğine dair çarpıcı bir tahmin geldi. Tokenizasyon platformu Brickken‘in kurucusu Edwin Mata, büyük bankaların ödeme ve mutabakat işlemleri için bu teknolojiyi standart bir araç olarak benimsemesiyle birlikte “Web3” gibi terimlerin popülerliğini yitireceğini belirtti. Mata’ya göre, teknoloji ve finansın bu denli iç içe geçmesiyle birlikte blockchain artık ayrı bir başlık olmaktan çıkıp modern finansal teknolojilerin (fintech) ayrılmaz bir parçası haline gelecek.
Gerçek dünya varlıklarının (RWA) dijitalleşmesi, BlackRock‘ın BUIDL fonu gibi dev adımlarla ivme kazanırken, kurumsal ilginin boyutu da her geçen gün büyüyor. Bu süreçte sadece finansal ürünler değil, şirket paylarının kayıtları da doğrudan zincir üstünde tutulmaya başlanıyor. Örneğin, Bullish’in 4,2 milyar dolar değerindeki Equiniti satın alımı, hisselerin sentetik yapılar yerine en baştan blockchain üzerinde ihraç edilmesini hedefleyen stratejik bir dönüşümü simgeliyor.
Tokenizasyon Sürecinde Yapay Zeka Dönemi
Edwin Mata, tokenizasyonun geleceğinde karar verici mekanizmanın insanlardan yapay zeka yazılımlarına geçeceğini savunuyor. Barselona merkezli bir etkinlikte konuşan Mata, geleneksel finansal panellerin yerini basit sohbet arayüzlerinin alacağını ve en iyi getiriyi bulan arka plan işlerini yapay zeka ajanlarının yöneteceğini ifade etti. Halihazırda 500 milyon dolar değerinde varlığı zincir üstüne taşıyan Brickken, 200’den fazla müşterisi için likidite sağlama süreçlerini otomatikleştirmek adına bu teknolojiyi sistemine entegre ediyor.
Avrupa Birliği’nin MiCA düzenlemelerini de eleştiren Mata, bu kuralların küçük girişimler için aşırı maliyetli ve yavaş olduğunu, bu durumun büyük bankalar için bir koruma kalkanı oluşturduğunu belirtti. Lisans alma süreçlerinin uzunluğu nedeniyle girişimlerin Birleşik Arap Emirlikleri gibi bölgelere kaçabileceğini söyleyen CEO, ABD’nin ise devasa sermaye piyasası sayesinde inovasyonun ana merkezi kalmaya devam edeceğini vurguladı.