Bitcoin ve Altcoinlerde Hangi Düşüşlerde Dip Alımı Yapılır? Santiment Cevabını Verdi!
Santiment verileri, Şubat başındaki sert panik satışının ardından Bitcoin ve kripto piyasasında dip alımı için hangi sinyallerin gerçekten işe yaradığını ortaya koydu.
2026’nın başı kripto piyasaları için kolay geçmedi. Şubat ayının ilk günlerinde Bitcoin fiyatı 60.001 dolar seviyesine kadar gerilerken, piyasa genelinde güçlü bir FUD dalgası yaşandı. Ancak bu sert düşüşün ardından fiyatın 24 saatten kısa sürede yaklaşık yüzde 19 toparlanması, “dip” kavramının yeniden tartışılmasına yol açtı.
Santiment tarafından yayımlanan kapsamlı analizde, dip alımı için en sık yapılan hataya dikkat çekiliyor. Buna göre yatırımcıların büyük bölümü, herkes “dip alıyoruz” demeye başladığında harekete geçiyor. Oysa tarihsel veriler, en güçlü toparlanmaların genellikle piyasanın umudu kestiği anlarda geldiğini gösteriyor.
Sosyal veriler kalabalığın yönünü gösteriyor
Analizde, sosyal medyada “buy the dip” söylemlerinin fiyat düşüşleriyle birlikte arttığı, ancak bunun tek başına güvenilir bir sinyal olmadığı vurgulanıyor. Asıl dikkat çekici olan ise “dip” kelimesinin yerini “crash” gibi daha sert ifadelerin almaya başlaması. Bu noktada perakende yatırımcının pes ettiği ve satış baskısının zirveye ulaştığı görülüyor.
Santiment ayrıca “selling”, “bearish” gibi kelimelerin Bitcoin ile birlikte yoğun biçimde konuşulduğu dönemlerin, geçmişte güçlü fiyat tepkileriyle örtüştüğünü belirtiyor. Bu tür sosyal sinyaller, piyasa psikolojisini anlamak açısından kritik kabul ediliyor.
MVRV metriği dip bölgeleri işaret ediyor
Sosyal verilerin yanı sıra MVRV (Market Value to Realized Value) oranı da analizde öne çıkıyor. Bitcoin, Ethereum, Cardano, XRP ve Chainlink için paylaşılan 30 günlük MVRV verileri, fiyatların “aşırı değersiz” bölgeye indiği anların uzun vadeli alımlar için daha sağlıklı olduğunu gösteriyor.
Santiment’e göre mesele sadece fiyatın düşmesi değil. Ortalama yatırımcının zarar yazdığı ve psikolojik olarak zorlandığı bölgeler, tarihsel olarak en güçlü toparlanmaların başladığı alanlar olarak öne çıkıyor. Bu nedenle 2026 gibi oynaklığın yüksek olduğu dönemlerde, sezgilere değil veriye dayalı sinyallerin takip edilmesi gerektiği vurgulanıyor.