verisine göre
Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Blockchain’in Ortaya Çıkışı, Finansal Denetim ve Sanayi Devrimi 4.0 – Detaylı Analiz

Bu yazı ünlü bir Bankacı olan Andrew Sheng’in gündemin nabzını tutan küresel finans meseleleri ve bunların tarihsel süreci hakkında kaleme aldığı görüşleri yansıtmaktadır. 

Andrew Sheng, dördüncü sanayi devriminin blockchain teknolojisine kapı araladığını ve bu teknolojinin yapılan işlemleri hükumet gözetiminden çıkarttığını, bunun sonucu olarak da geleneksel bankacılık sektörünü aşan bir yenilik ve yeteneğe yol açtığını düşünüyor.

Çoğu insan bir şekilde dördüncü sanayi devriminden haberdar. Bu alandaki ilk devrim buhar gücünün ortaya çıkması ve demir ile çelik üretiminin mümkün olması sayesinde gerçekleşmişti. İkinci devrim ise 20. yüzyılın başlangıcında Ford’un montaj hattını ortaya çıkartması ve işçileri yeteneklerine göre sınıflandırıp ayırması sayesinde ortaya çıkmıştı. Üçüncü sanayi devrimi ise Japon kalite kontrol ve telekomünikasyon teknolojisinin kullanımı ile kendini gösterdi. Dördüncü sanayi inkılabı veya Endüstri 4.0, bunlardan biraz daha gelişmiş konseptler olan yapay zeka, robotik bilimi, genomik bilimi, ürünler konusunda devrim niteliğindeki yüksek hızlı işlem kapasitesi ve yaratıcı dizayn unsuru olan dağıtım ve tüketim üzerinden gerçekleşiyor gibi gözükmekte.

Finans gerçek ekonominin bir türevidir – finansın amacı gerçek ürün ortaya koymaktır. İlk finansman girişimleri ticareti fonlamak ve hükumetlerin savaş çabalarını desteklemek için ortaya çıkmıştı. İsveç ve İngiltere’nin ilk merkez bankaları birinci sanayi devrimine denk düşen 17. yüzyıl sırasında kurulmuştu. Sanayileşme 18. ve 19. yüzyıllarda kredi ve hisse senetleri piyasanın ortaya çıkması ile gerçekleşen Finans 2.0 ile birlikte çok daha karmaşık bir hal aldı.  Sanayileşme ve kolonileşme, bankaların, borsaların ve tahvil piyasalarının küreselleşmesi ile aynı zamana denk geldi.

1980’lerdeki bilgi depolama ve iletme süreçlerinin hızlanmasını sağlayan ilk faks makinesi ve internetin icadı ile birlikte, finans ve endüstri sektörü de bilgi teknolojisi çağına giriş yapmış oldu. Finans 3.0 dönemi çok karlı ve karışık finansal ürünlerin o kadar görünür olduğu bir dönemdi ki yatırımcılar ve düzenleyiciler bunların Warren Buffett’in de dediği gibi ”kitlesel imha silahı” olduğunu fark etti. Finans 3.0, 2007 yılındaki küresel ekonomik kriz sebebiyle duraklamaya uğradı ve sadece olağan dışı mali politikalar tarafından tarihi olarak nitelendirilebilecek eşi benzeri görülmemiş faiz oranlarına sahip banka müdahaleleri sayesinde hayatta kalabildi. Ki bu da pek sürmedi.

Şimdi ise Finans 4.0’ın eşiğindeyiz ve bunun tam olarak ne anlama geldiğini bilmek gerçekten önemli.

Sanayi 4.0’ın yaygın kullanıma sahip tanımı, bulut işlemciliği, yapay zeka ve küresel bağlantı anlamına gelen siber-fiziksel sistemlerin bir şeyler üretebilmek, dağıtabilmek ve dünya çapında inanılmaz bir ürün dağıtım ağında ticaretini yapabilmek anlamına gelen Nesnelerin İnterneti’nin yükselişi demek oluyor.

Finans 4.0’ı ayırt eden unsur ise blockchain veya dağınık cüzdan teknolojisinin icat edilmesi oldu. Finans 3.0 ve daha önceki versiyonları piramit gibi hiyerarşik bir sistem içeriyordu. Bu piramidimsi sistemde iki taraf arasındaki işlem veya ticaret daha üst bir cüzdan sayesinde yapılabiliyordu. Örnek vermek gerekirse, A bankasındaki Ahmet’ten B bankasındaki Mehmet’e bir ödeme yapıldığında bu ödeme o bölgenin para biriminin merkez bankası aracılığıyla yapılıyordu. Yani Ahmet ve Mehmet’in cüzdanındaki bir işlem için daha üst bir hesap olan Merkez Bankası hesabı devreye giriyordu. Ancak uluslararası ticaret ve ödeme sistemindeki %60’dan fazla son ödeme Federal Rezerv Bankası sistemi aracılığıyla ABD doları üstünden yapılıyordu.

Düzenleme, yaptırım veya vergilendirmeden kaçmak isteyenler ise işlemlerini hesap dışı veya offshore şirketleri aracılılığıyla yapmaktaydı. Bu sistem merkez bankalarının ve finansal denetmenlerin son küresel ekonomik krizi öngörmelerini engellediği yönünde durmadan suçladığı ”shadow banking” (gölge bankacılık sistemi) sisteminin ta kendisini oluşturmakta.

Kripto para birimleri veya tokenler, özellikle kullanıcıların resmi sistemlere güvenmemesi yüzünden ortaya çıktı.

Tahvil, hisse ve emtia piyasalarını içeren  gölge bankacılık sistemi teknik olarak bankasal olmayan bir finansal sistem olsa da, yasa dışı işlemler genel olarak nakit üzerinden yapıldı.

Artık eşler arası işlemlerin dağınık cüzdan teknolojisi (veya bilinen adıyla blockchain) kullanılarak gerçekleştirildiği kripto para sistemlerinin devreye girdiği bir süreçteyiz. Bu sistem resmi denetçiler tarafından gözlenme durumunu baştan aşağı değiştirebilecek bir yenilik. Böyle olması normal çünkü kripto paraların üretiminin asıl amacı da insanların resmi sisteme güvenmemesi idi.

Bu teknolojinin neden dünya finans sistemini devraldığını anlamak ise gayet kolay. Bankaların takip etmesi gereken küresel ölçekteki düzenleyici değişiklikler 2011 yılından beri üçe katlandı. Yeniliğin, yeteneğin ve paranın bankacılık sisteminden daha az denetlenen varlık yönetim endüstrisine kaydığını görmek çok da şaşırtıcı değil.

Sanal P2P (eşler arası) işlemlerin gelişim göstermesinin bir sebebi de resmi sektörün, ileride yapılacak olan düzenlemelerin yeniliği engelleyeceğinden korkmaları. Düzenleme ve yaptırımların karmaşıklığını arttırmak isteyenler her 50 metrelik duvarlarına karşı birilerinin gelip 51 metrelik bir merdiven yapacağını unutmamaları gerekmekte.

Bu sebeple fiziksel ve finansal alandaki rekabet birden bire siber alana sıçradı.

Eğer daha önceki yaptırımlardan öğrendiğim bir şey varsa o da bankaların bu teknolojinin çok gerisinde kaldığı, düzenleyicilerin ise çok daha geride kaldığıdır. Çünkü düzenleyiciler ve bankalar bunu düzene sokmak için yapması gerekenleri gene düzenleyecekleri kişi ve kurumlardan öğrenmektedirler. Ancak finansal otoriteler mevzu bahis finansal yeniliklerle ”sandbox” (kuralların deneye deneye bulunduğu sistem) yaklaşımı ile baş etmeye kalkarlarsa kurumlara merhametsiz bir teknolojinin yetişkin oyunundaki çocuklar gibi davranmaları söz konusu olur.

Şimdi tam olarak resmi sektörün duruşunu belli etme vaktidir çünkü aksi taktirde Finans 4.0, düzenleyici kurumların bir zamanlar hayalini kurduğu muntazam dünyadan çok daha farklı bir dünya yaratabilir. Hiçbir şey bu durumu yakın zamanda Chartered Financial Analyst Institute tarafından yayınlanan ve kurumsal yatırımcıların %54’ünün, bireysel yatırımcıların ise %38’inin önümüzdeki bir ile üç yıl arasında büyük bir ekonomik kriz çıkacağına olan inancından daha fazla destekleyemez.

Bu araştırma sonucunu düzenleyicilere olan bir uyarı olarak görebilirsiniz.

Tüm gelişmelerden ve paylaşımlardan haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!

Leave a comment