verisine göre
Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Ethereum Sansürlenebilir Mi?: 72 Milyar Dolarlık Ethereum’a 2 Yıl Boyunca Ulaşılamayabilir

Son dönemlerde yaşanan Tornado cüzdanları üzerinde Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC) müdahalesi, kripto para topluluğunda çeşitli endişelere yol açtı. Bu endişelerin en başında Ethereum Merge güncellemesinden sonra ağın devletler tarafından engellenip engellenemeyeceği yer alıyor.

Geçtiğimiz haftalarda ABD’li yetkililer kripto para aklama ile mücadele amaçlı attıkları adımlar sonucunda Tornado Cash’in ülke genelinde kullanılmasını tümüyle engellediler. Şüpheli adresleri dondurdular, Amsterdam da bir Tornado Cash geliştiricisi tutuklandı ve kripto paraların merkeziyetsiz havasına ağır bir sis çöktü. Gelişmeleri takiben, ABD Hazine Bakanlığı kapsamında faaliyetlerini yürüten OFAC, 9 Ağustos tarihinde Tornado Cash ile beraber Tornado aracılığıyla kara para akladığı düşünülen 40 Ethereum adresini de yaptırım listesine aldığını bildirdi. Bu yaptırılmarın tümü en hacimli ikinci stablecoin olan USDC‘nin geliştirici şirketi Circle tarafından da desteklendi ve uygulandı.

Tüm bunların Ethereum Merge güncellemesine ve Proof of Stake (Hisse Kanıtı) sistemine geçilmeden 1 ay kadar önce uygulanıyor olması bir yandan söz konusu güncelleme sonrası olabileceklere dair duyulan endişeyi de arttırıyor.

Topluluk tarafından son günlerde tartışılan konu ise Ethereum’a gelecek bu büyük güncelleme sonrasında oran olarak çoğunluğu temsil eden validatorlerin (doğrulayıcılar) Tornado yasaklamalarıyla bağlantılı riskli adresleri engellemeye başlayabilme ihtimalini ele alıyor. Doğrulayıcıların, OFAC‘ın gelecekte talep edeceği başka bir takım sansür yasalarına boyun eğmesi söz konusu olacaksa bile en hacimli ikinci kripto paranın merkeziyetsiz yapısı ve geleceği hakkında sorgulanacak çok fazla konu olabilir.

Ethereum 2.0’ın başlangıç aşamalarında birçok borsa Ether stake hizmeti sundu ve kullanıcılar bu merkezi borsalar üzerinde 2 seneye varan süreçlerde Ethereumlarını kilitlediler. Bu noktada, halihazırdaki Ethereum ağ onaylayıcıların %33‘den fazlasının OPAC kurallarına uyma ihtimali olan merkezi borsalar üzerinde yer aldığını biliyoruz. Peki merkezi borsalar ağın tüm bağımsız yapısını elinden alabilirler mi? Merkeziyetsizlik taraftarı kullanıcıların konuyla ilgili yapabileceği bir şey var mı?

 

 

Öncelikle belirtmek gerekirse söz konusu %33’dan fazla Ethereum doğrulayıcısı gücüne sahip olan bu borsaların hepsi OPAC’ın kanun kısıtlamaları doğrultusunda hareket etmiyor ve bu ağın merkeziyetsiz yapısı için sevindirici bir haber. Bu konuda Coinbase CEO’su Brian Armstrong, Ethereum blockchaininde yapılan işlemleri sansürlemeye yanaşmayacaklarını belirten açıklamalarda bulundu. Bu açıklamaya göre söz konusu seçeneklerden bir tanesi borsaların tümüyle stake işlemini kaldırması ve bu sayede OFAC’ın kanun kapsamının sınırlarının dışında kalması olabilir. Bir diğer seçenekte ise kullanıcıların kendi bilinçleriyle borsa üzerindeki Ethereum’larını çekip, sahip oldukları soğuk cüzdanlara ya da kurdukları nodelara aktarmaları söz konusu olacaktır. Ama bu merkezi borsalarda stake ettikleri Ethereum’larını çekebilmeleri için öncelikle Merge güncellemesinden sonra gelen Şangay güncellemesinin devreye sokulması gerekiyor. Şangay gerçekleşene kadar söz konusu Ethereum’ların merkezi borsalarda kalma durumu var ve bu da yaklaşık 40 milyon civarında Etherin belirsiz bir süre boyunca kilitli kalacağı anlamına geliyor.

Peki Ethereum gerçekten sansürlenebilir mi? Cevap, “evet” veya “hayır” kadar basit değil

Aslında bütün olay, ağı doğrulayanların tavır ve tutumlarıyla alakalı ya da diğer bir anlamıyla tercih edecekleri yol ile bağlantılı görünüyor. Geçtiğimiz günlerde bir Twitter kullanıcısı söz konusu tercih hakkında bir oylama başlattı. Ethereum topluluğu için yöneltilen bu soruda iki seçenek yer alıyor:

X) Sansürü Ethereum’a bir saldırı olarak kabul edin ve sosyal konsensüs yoluyla sansürcülerin varlıklarını yakın. (slash)

Y) Sansürü kabul edin

Ethereum kurucusu Vitalik’in de dahil olduğu toplamda 10 bin kişinin katıldığı oylama sonucuna göre topluluğun %60‘dan fazlası slash’leme seçeneği tercih ediyor. Söz konusu oylamanın altına kurucu Buterin tarafından gelen yorum da kendisinin %60’lık tarafta olduğunu gösteriyor ve sansüre boyun eğmenin söz konusu olmadığını bir kez daha hatırlatıyor.

 

 

Slash nedir?

Slashlamak nedir? Ethereum ağında herhangi bir validator eğer bloklara transferleri yerleştirmez ise ve bu noktada kasıtlı olarak yalan transferler dahil etmeye kalkar ise, söz konusu validator cezalandırılır ve gerekirse elindeki 32 ETH tamamen yakılır. Bu slash mekanizması olarak adlandırılıyor. Sistemde bloğu doğrulayan validator’ü yine sistemdeki diğer validatorler izler. Bir validator bloğu eklediği zaman sistemden rastgele 1/32’lik kısım çekilir ve söz konusu blok diğerleri tarafından denetlenir.

Fakat ne olursa olsun, VC fonları ile Ethereum üzerine inşa edilmiş uygulamalar ve kar marjını daima ön planda tutan son kullanıcılar legal PoS (Hisse Kanıtı) ağını seçmeleri de ciddi bir ihtimaldir. Bu noktada Legal Ethereum ve İlligel Ethereum ağı olmak üzere iki farklı bölünmüş ağ/topluluk karşımıza çıkabilir.

Adil bir ağ işleyişinde slash sistemi validatorler üzerinde caydırıcı etki yaratabilecek olsa da bir diğer ihtimalde stake edilen etherein %51’den fazlasının sansürü kabul eden ve paralarını devlet güvencesi ile korumak isteyen tarafın eline geçmesi durumunda geriye tek bir seçenek kalıyor: Ethereum ağını forklamak. Yani yeni bir blockchaine geçiş yapıp şuan çalışan Ethereum sistemini sansürcülere bırakıp yeni Ethereum üzerinde tam kontrol sağlamak olarak düşünebiliriz. %51’lik gücün kaybı durumda Vitalik dahil olmak üzere bir çok Ethereum geliştiricisi fork olayına tam destek verdiği biliniyor.

Hepsi gereksiz bir korku yayma politikasından mı ibaret?

Tornado olayından sonra anonim bir kullanıcının tüm yasaklamalara rağmen Tornado Cash üzerinden ABD’nin ünlü isimlerinin Ethereum adreslerine Tornado üzerinden ether gönderdiği biliniyor. “Şakacı” bu eylemin, işin özünde ABD tarafından yürütülen kanunların ve kuralların beceriksizce tanımlandığını ve bu nedenle pratikte uygulanmasının zor olduğunu kanıtlıyor. Aynı uygulama zorluğunun gelecekte Ethereum ağına müdahale edilmeye çalışıldığında da politika yapıcıların uğraşması gereken dipsiz bir okyanus olarak karşımıza çıkacağını düşünüyorum.

Bunun yanı sıra, şimdiye kadar doğrulayıcılar tarafından gerçekten de işlemleri sansürleyeceklerine dair bir ifade öne sürülmediğini biliyoruz. Ayrıca hükümetlerin bu sansürü uygulamak isteyip istemeyeceği bile henüz belli değil.

Her ne olursa olsun, OFAC sansürü denesin ya da denemesin, Ethereum ağı üzerinde ki güvenliği sağlamanın tek ve nihai yolu kullanıcıların bireysel olarak elini taşın altına koymasında yatıyor. Gelecekleri için merkeziyetsiz ve daha özgür bir dünya hayal eden her kripto para kullanıcısının tabiri caizse “vefa borcunu” ödemek için ağ üzerinde bir basit NODE kurması yeterli olacaktır. Teknik olarak 16 MBit internet ve 1 TB SSD ile çalıştırılabilecek bu sistem, kullanıcının ne Metamask’a ne Ledger’a ne de başka bir aracı kuruma bağlı kalmadan tam günvelik kontrolü ile ağa destek olması için tek seçenektir.

Eğer bu başarılırısa, hiç kimse, hiçbir devlet, hiçbir kurum veya kuruluş bu teknolojiyi sansürleyemeyecek ve bu teknolojiyi uzun vadede kabul edip adapte olma yoluna gidecektir.

Tüm gelişmelerden ve paylaşımlardan haberdar olmak için Telegram kanalımıza katılın!